Ürdün İzlenimleri3

A
a
Konsolosumuz Mücahit Bey’le bir süre sohbet ettikten sonra, saat 11 gibi hazırlanarak otelimizden ayrıldık. 12’de Çerkezlerin okullarından birini ziyaret etmek üzere 11’de bizi ilk gün havaalanında karşılayan Çerkez akademis arkadaşlar (Mustafa ve Nart Beyler) 11’de otellimizin önünden aldılar.
12 civarı şehrin havaalanı tarafında yer alan ve Çerkezlerin idaresin yürüyen özel okula vardık. Ürdün’deokulların tatil dönemi olmasına rağmen okulun müdiresi ve yardımcısı bayan ile diğer görevliler bizim için okula gelmişlerdi. Önce bizleri toplantı salonuna alarak okulla ilgili detaylı bilgiler verdiler. Okul, anaokulundan başlayarak ilk, orta ve lisenin de içinde yer aldığı bir külliye şeklinde. Geniş bir mekâna kurulmuş, her birinin ayrı bir binası var. Binaların hepsi ortak bahçeye çıkıyor.
Sınıflar 20 kişiyi geçmeyecek şekilde planlanmış. Toplam öğrenci sayıları 1000 civarında imiş. Aldığımız bilgilerden kaliteli eğitim veren bir okul olduğu kanaati hâsıl oldu. Bizde ziyaret amacımızı aktardık ve mezun ettikleri öğrencilerden Türkiye’ye yönlendirmelerini ve üniversitemizin çeşitli bölümlerinde eğitimlerini tamamlamaları için yardımcı olacağımızı ilettik. Bu ziyaretten son derece mutlu oldular. Bölümlerimiz konusunda bilgi aldılar. İrtibatta kalarak zamanı gelince üniversitemize yönlendirme konusunda çaba göstereceklerini ve bunu Yunus Emre Enstitüsü ile ortaklaşa yapacaklarını belirttiler. Şunu belirteyim ki öğrencilerinin ve kendilerinin de tatilde olduğu halde bizim için gelip bu derece sıcak, samimi ve içten karşılanıp ağırlanacağımızı düşünmezdim. Heyetimiz çok memnun kaldı. Bütün birimleri sınıf sınıf gezdirerek okulu tanıttılar. Toplantı yaptığımız salonda da Çerkez yemeklerinden oluşan bir ikramda bulundular. Her şey çok güzeldi.
Okulun mescidinde öğle namazını eda ettikten sonra müsaade isteyerek saat 13.30’da okuldan ayrıldık. 14.15 gibi Amman havalimanına bizi bıraktılar. Uçağımız 15.40’da zamanında havalandı. Türkiye saati ile 18.10 civarı Ankara’ya indik ve saat 21.30’da Kırşehir’de idik. Yararlı ve üniversitemiz adına güzel bir seyahat olduğunu düşünüyorum.
Gezimiz süresince genel anlamda Ürdün ile ilgili zihnimde oluşan birkaç noktayı sizlerle paylaştıktan sonra yazımı tamamlamak istiyorum.
Özetle belirtmem gerekirse Ürdün, sekiz milyon civarında nüfusa sahip bir ülke. Son on yılda Amerika, Avrupa ve İsrail işbirliği ile olduğunu düşündüğüm Ortadoğu’yu tekrar dizayn etme projesi çerçevesinde ve Arap dünyasının sıkıntılı bir dönemden geçtiği günümüzde Ürdün’ün nispeten istikrarlı bir ülke konumunda olduğunu söyleyebiliriz.
Ülke nüfusunun %60 ile %70 arası bir oranda Filistin kökenli olduğu belirtiliyor. 1948’den başlayarak günümüze kadar İsrail tarafından çıkarılan her bir sıkıntıda Filistinlilerin önemli bir kısmı Ürdün’e sığınmış. Öyle anlaşılıyor ki sekiz milyon civarında olan Ürdün nüfusunun beş milyona yakını Filistin kökenli. Bu kadar Filistinlinin bu ülkede kontrol altında tutularak tekrar ana vatanlarına dönüp İsrail’e sıkıntı olmaması için Amerika, İsrail ve İngiltere’nin ekonomik anlamda Ürdün’e destek oldukları ifade ediliyor. Yani Ürdün’ün güvenli bir liman olmasında Batılıların büyük katkısı olduğu düşüncesi hâkim. Bu da İsrail’in güvenliği için yapılıyor.
Ortadoğu ülkeleri temelde aşiret mantığıyla yönetiliyor. Her bir aşiret güçlü hale gelmeyecek ve bir güç oluşturmayacak şekilde dizayn edilmiş. Osmanlı bu bölgeden çekildikten sonra başta İngilizler olmak üzere Batılılar rollerini çok iyi oynamışlar. Osmanlı sonrası bu bölgede kurulan ülkelerin orduları kendi ülkesini dış güçlerden korumak için değil, halkını kontrol etmek için kurulmuş ordulardır. Yıllardır bu böyle devam etmiş, hala da devam ediyor. Batılılar bu bölgeden düşünmeyi almışlar.
Ürdün’deüniversiteyi Türkiye’de okumuş üç binin üzerinde insanın olduğunu öğrenmem beni ziyadesiyle memnun etti. Bunlardan birkaç tanesiyle tanışma fırsatımız oldu. Bizimle çok ilgilendiler. Sanki birer Türk vatandaşı. Türkiye’den mezun olanların bize karşı içten ve samimi tavırlarını görünce üniversitemizin bu amaca yönelik olan bu yurt dışı ziyaretlerinin ne kadar önemli olduğunu anladım. Eğer bölgemizde ve dünyada etkili ve sözü geçen bir ülke olacaksak bu tip çalışmalara devam etmemiz gerekiyor.
Yine bir Ürdünlü ile evlenip bu ülkede yaşayan 1500 civarında Türk kadınının olduğunu öğrenmem benim için sürpriz oldu. Bunların kendi aralarında irtibatı sağlamak için dernekleşme yoluna gittikleri ve Türk Kadınlar Konseyi adı altında bir araya gelerek örgütlendikleri ifade edildi. Buda benim için sevindirici bir haberdi.
Yunus Emre Enstitüsünün hizmetlerinin yanı sıra TİKA’nın da gerek Ürdün gerekse bu bölgedeki diğer ülkelerde önemli hizmetleri olduğu, buralarda tarihimize ait kaybolmaya yüz tutmuş birçok eseri restore ederek tekrar hizmete sunduğunu öğrenmemiz yine bizi sevindirmiştir.
Netice itibariyle birçok kere yurt dışına çıkan birisi olarak şunu ifade etmeliyim ki tarihi misyonumuz gereği, Ürdün’ün bize ihtiyacı var, Ortadoğu’nun bize ihtiyacı var, Afrika’nın bize ihtiyacı var, Balkanların bize ihtiyacı var, Orta Asya’nın bize ihtiyacı var ve İslam dünyasının bize ihtiyacı var. Ancak bunlara cevap vermek birlik ve beraberliğimizi koruyarak ülkemizin güçlü olmasından geçer.  Kalın sağlıcakla.
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri