SOMUTTAN SOYUTA…

A
a
Romanın Tekniği olur mu? Olursa bu teknik nedir?
Peyami Safa bu hususta diyor ki: “Romanda her zaman müşahhastan mücerrede (Somuttan soyuta) gitmek lazımdır. Yani evvela hayat ve hareket, sonra muhavere(konuşma), daha sonra tasvir, en sonra tahlil ve izah…
Böylece romanın her safhası, her küçük parçası hayattan mefhuma doğru derece derece yükselmelidir. En büyük hata, mefhumdan hayata, mücerretten müşahhasa doğru gitmektir. Mesela siz bir hasis (cimri) adamı tarif etmek istiyorsunuz. Onun mizacını, seciyesini ne kadar iyi tahlil etseniz, yüzünü ve kıyafetini ne kadar iyi tasvir etseniz faydasızdır. Evvela hasisliğini gösteren vak’asını anlatacaksınız; hayatın bu mürekkeb ve canlı ifadesi içinde, bir de kahramanınızı bize şeklen yaşatacak tasvirini yapacaksınız; en nihayet onun psikolojisini vereceksiniz. Her safhanın tertibi budur.
…..Kahramanınızın tercüme-i halile romana başlamak, hayattan evvel izahına girişmektir. Evvela hayatın kendi diliyle anlatmak, sonra sizin dilinizle izah etmek lazımdır.
” Şimdiye değin okuduğum Peyami Safa romanlarında, yazarın bu ilkelere büyük ölçüde bağlı kaldığını gördüm. Bununla beraber yazarın, eserlerini kaleme alırken illaki bir plan yaptığını ve ona bağlı kalarak ilerlediğini düşünmek yanlış olur sanırım. Çünkü böyle bir durum romanın “oluş hali” içerisinde biçimlenmesine engel olur, onu bir planın boyunduruğuna girmeye zorlardı. Oysaki romancı “romanın temeli hayattır” ilkesinden hareketle, planın dahi oluş halinde biçimlenmesini savunurdu.
Şahsi kanaatime gelecek olursak, roman, hayattan ödünç alınmış bir başka hayattır. Fakat romancı, hayattan ödünç aldığı bu hammaddeyi olduğu gibi yazmaya kalkışırsa hata eder. Çünkü bu durumda roman hayata benzese dahi pek de ilgi çekici olmaz. Romancı onu tıpkı bir heykeltıraş gibi işledikten, bir başka biçim verdikten sonra, yeniden hayata teslim eder. Sonra hayat (yani insanlar) bu biçim verilmiş yeni şeyi kendi fırınında pişirerek, ona bir başka renk, koku ve tat katarak, tekrardan biçimlendirir ve bu böylece sürer gider.
 Öyleyse yazarın somuttan harekete başlaması gerektiği fikrine katılıyorum. Çünkü okuyucu romanda hayata (somut) benzeyen bir parça ile karşılaştığında, kendisini kurmaca evreni ile daha kolay özdeşleştirecek ve sonraki anlatımları (soyut), yani estetik roman dünyasını daha kolay benimseyebilecektir.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri