Otobiyografik Romanda Türüne Dair (3) “Mekan Anlatımı”

A
a
ROMANIN KONUSU: 25 yaşında, yeni mezun bir doktor olan Yağmur’un ta çocukluğundan beri kuzeni ve kendisinden 15 yaş büyük olan Rüzgar’a ilgi beslemesi (aşk) ve beraberliğe dönüşmeyen bu ilginin getirdiği sıkıntı ve heyecanlardan dolayı girdiği bir iç hesaplaşma romanın konusunu teşkil etmektedir. 
1-ROMANIN TERTİBİ: Roman numaralandırılmış 2 kısımla, yine numaralandırılarak birbirinden ayrılmış olan toplam 14 bölümden meydana gelmiştir ve genel bir tertibe sahiptir. Yağmur’un artık yaşamayan Rüya’ya iç döküşlerinden oluşan ve adına “Belleğim” dediği bu mektup roman, toplam iki kısım (her kısımda yedi bölüm) ve on dört bölümden (mektup) oluşmaktadır. Her mektupla birlikte Yağmur, Rüzgâr’a nasıl yavaş yavaş çekildiğini, onu öteden beri nasıl sevdiğini pişmanlıklar, vicdan azaplarıyla karışık olarak, Rüya’ya aktarmakta, beri yandan da ortak hatıralarına değinerek, bir iç hesaplaşmayı birlikte yürütmektedir. 
2-MEKÂN: Romanda vak’a üç-dört ayrı mekânda cereyan etmektedir: Bunlardan biri hastane, diğeri genç kızın oturduğu mahalle, büyükannenin evi ve hastane etrafındaki yoksul sokaklardır. Tüm bu mekânlar genç doktorun bakış açısından sunulur okuyucuya. Burada mekânların genç doktorun yaşadığı duygularla, psikolojik yapısıyla biçimlendiğini ve anlam kazandığını görüyoruz. “İzlenimci(empressionist)” bir karater taşıyan bu yöntemde aslında çevreyi tasvirden çok, genç doktorun psikolojisi verilmek istenmiştir; mekânlar sadece birer araçtır.  Nitekim başlarda Yağmur, Rüzgâr’ın odasına girdiğinde, “Yine mesaiye gelir gelmez Rüzgâr’ın odasına girmiştim. İçeride ışıklar yakılmış olmasına rağmen, loş bir ortam vardı. Adeta güneş ve renkler bu odadan çekilmiş, kasvetli, madeni ve soğuk bir takım araç-gereçlerden başka bir şey kalmamıştı.” Diyerek, nişanlısının pencereleri (Rüzgâr’ın intihara kalkışmasını önlemek için) delikli saç levhayla kapattırmasını eleştirir.  Arkasından da “… artık bu oda, tıpkı Rüzgâr’ın yaralı gönlü gibi, kapalıydı ve içeriye, hapsolmuş mutluluğunu kurtaracak, hiçbir umut ışığı sızmıyordu.”diyerek artık odayı bir oda olarak değil, adeta yaralı, tüm umutlara kapalı bir gönül gibi betimler.  
     Beri yandan Rüzgâr’ın kendisinden ötenazi için yardım istemesinin ardından Yağmur: “Ne rüzgârlı bir gün! Penceremden hastane bahçesini, savrulup duran yaprakları seyrediyorum. Neredeyse kendimden geçmek üzereyim, uykusuzluktan başımı yerinde tutamıyorum. Dışarıda, duman rengi, bulutsuz bir gök var. Çünkü Rüzgâr’ın teklifinin ardından mevsim çizgisi bozuldu ve yaz, birdenbire sonbahar oluverdi sanki!”diyerek içinde bulunduğu bozuk moralin hazırladığı bir açıdan çevreye başlamıştır. 
     Gene Rüzgâr’ın taburcu olduktan ve genç doktoru bir aracın altında kalmaktan kurtardıktan sonraki günlerde hiç arayıp sormaması karşısında Yağmur: “Bütün bu hastane, etrafındaki kırık-dökük dükkânlar, kaldığım daire bana yabancı geliyordu. Onları sevmeme yarayan Rüzgâr’la olan alakaları, anıları ve hatta kokuları bile yok olmuştu sanki.” Diyerek bozulan (kötümser) bakış açısını belli eder.      
                                                                                                           
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri