Prof. Dr. İsmail Tufan

Normallik ve Anormallik

A
a
İlginç bir haber dikkatimi çekti: Amerika Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Astronot ScottKelly’nin DNA’sının uzayda değiştiğinin tespit edildiğini duyurmuş. Habere göre astronotun bilinmeyen sebeplerden dolayı DNA’sının yüzde 7’sinde değişim meydana gelmiş ve telomerlerinin uzadığı anlaşılmış. https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/nasa-sokta-astronotun-kan-testinde-ortaya-cikti-2279081/ ).
Astronotun DNA yapısının değişime uğrama nedeni henüz belli değil. Fakat telomer uzaması ilginç başka bir konuyu bana anımsatıyor. Yaşam süresinin kısıtlı olmasının sebeplerinden birinin telomerlerdeki kısalma olduğu kabul ediliyor. Amerikan astronotun telomerleri uzamış. Acaba yaşam süresi de bununla beraber uzadı mı? Birçok yeni buluşun tesadüfen yapıldığını biliyoruz. Belki bu olay da insanın yaşam süresini uzatacak olan tesadüfi keşiflerin başlangıcı olabilir. Tabii bu sadece benim bir spekülasyonum. Haberde de telomerlerintarif ediliyor ve kromozom uçlarında bulunan ve yaşlandıkça kısaldığı bir genetik yapı olduğu belirtiliyor. Belki haberi yapan gazetecinin de aklından aynı spekülasyon geçmiş olabilir.
İnsanın yaşam süresinin uzaması belki yakında pek de işe yaramayacak. Kutuplarda buzullar eriyor, iklim değişiyor, sel felaketleri artıyor. Hava kirliliği, doğanın katli ile birleşince dünya git gide yaşanmaz hale geliyor. Bilimkurgu filmlerinden tanıdığımız mahvolmuş bir dünyadan herhalde çok da uzakta değiliz artık. Tabiatın nasıl katledildiğini görmek için Amerika’ya veya Çin’e gitmeye gerek yok. Şehirlerimize bakarsak tabiatın katli nasıl olurmuş, hemen görebiliriz.
Yediğiniz meyvelerden ve sebzelerden tat alıyor musunuz? Artık genç değilim. Yaşıtlarım gibi ben de çocukluk yıllarımın domatesini, karpuzunu, kavununu arıyorum. Hormonsuz hiçbir şey bırakmadılar. Ucuza mal edeceğim diye insan hayatının tadını tuzunu bırakmadılar. Ya o etler ne öyle. Leş gibi bir koku ve yavan. Samandan farksız. Basmışlar hayvana hormonu, balon gibi şişirmişler. İçini de sıvıyla dolduruyorlar. Eti tavaya koyunca yarısı su. Eriyip gidiyor. Kızartma yapacaksın, sonunda haşlanmış et yiyorsun ve yediğine bin pişman oluyorsun. Yaşam kalitesi diye bir şey var. Yemek sayesinde de yaşam kalitesi yükselir veya azalır. Türk mutfağının ünü boşuna değil ama bu malzemeyle o mutfağın kalitesini tutturamazsın.
Beslenmenin yaşam süresini uzatacağı malum. Sağlıklı beslenirsen. Fakat sağlıklı beslenme koşulları ortadan kalkarsa, o zaman yediğin her şey yaşamın açısından risklidir. Bir de bunlara bizim ülkemizde kaçak üretilen besinler eklenince hayatımızın tesadüflere kaldığı belli oluyor. Belki tesadüfen bizim de telomerlerimiz uzadı. Çünkü saydığım bütün olumsuz şartlara rağmen yaşam süremiz uzuyor. Toplumun ortanca yaşı yükseliyor, yaşlı sayısı ve oranı devamlı artıyor. NASA bizi de bir kontrol etse, belki DNA’larımızda bir tuhaflık var.
Yaşamasına yaşıyoruz da, nasıl yaşıyoruz? Solunum sisteminin çalışmasını yaşamak olarak n-kabul edersek yaşıyoruz. Ama yaşamın anlamlarla bağlantıları dikkate alınınca, pek çok insanın bunalımda olduğu anlaşılıyor. Bu kadar cinayet, hırsızlık, yolsuzluk, toplum kurallarının hiçe sayılması pek de normal şeyler değil. Anormalliği normal kabul etmeye başladık. İşte asıl sorun da bundan kaynaklanıyor. Engelli meslektaşını döven müdür, öğretmeni döven öğrenci, kadını öldüren adamlar, yaşlıyı soyan hırsızlar, köpeğe tecavüz eden adamlar ve daha neler neler.
Herkesin bildiği ama alıştığı şeyler. Hayat devam ediyor. Yoğun bakımda ölümle pençeleşen hastaların önünde göbek atan ve ölüsünün ardından ağıt yakanlarla alay eden sağlık elemanları. Bir sürü anormallik bize normal görünüyor. Anormallikler normallik olunca normal insanlar anormal olarak algılanmaya başlandı. 
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri