KURBANLARINIZ TATİL OLMASIN

A
a
 
Dokuz gün tatil hasretiyle sevinenler.
Kurbanı et niyetiyle kesenler.
Kurban ne ettir.
Nede tatil.
Kurban atamız Hz. İbrahim’de ve Hz. İsmail’de kalan davanın adıdır.
Kurban baba Hz. İbrahim’ce duruşun...
Anne Hacer’ce bir adanışın.                                      
Oğul ciğer paresi Hz. İsmail’ce bir teslimiyetin...
Müslüman’ca duruşun Kuran’la yaşayışın adıdır.
Bugün insanlarımız dokuz gün nerde nasıl tatil yapsam telaşı içerisindeler.
Tatil bölgeleri dolup taşıyor bayram getirim geliri oldu.
Uzak diyarlarda anneler, babalar, yakınlar evlatlarını bekliyor oğulları, kızlar tatil ediyor.
Kurbanlar kefaletle sipariş ediliyor, gençlik kurbandan uzak tatil ediyor.
Siz zahmet etmeyin, falan hesaba yatırın şu kadar Euro’yu, Doları sizin adınıza keseriz biz eti.
Evet, kurban et değil, kan değil, tatil hiç değil, kurban Allah’a teslimiyetin adı.
Kurban’la ilgili çok sevdiğim bir ayet vardır;
 “Kurbanlarınızın ne etleri, ne kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ulaşacak takvanız, sadece O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir…” (Hac/37).
Takva, kısacası Kuran’ın emrettiği hükümlere harfiyen tabi olmanın, Peygamberimizin sünneti ve modelliği üzere hayat sürmenin adı... 
Yani kurban ibadetinin özünü unutup da sadece şekliyle meşgul olarak kendimizi kandırmamalıyız. 
Nitekim Âdemoğullarıdan Habil ile Kābil’in kurbanları çok manidar bir misaldir.
Habil, kurbanını en güzelinden seçip ihlâsla kendine ikram eden Allah’a şeksiz şüphesiz takdim etti.
Kābil ise rabbinin kendisine hesapsız verdiği nimetlerin en kötüsünü seçti, elinde kalanı, değersizleşeni kurban olarak Allah’a sundu. 
Neticede Habil’in kurbanı kabul olurken Kābil’inki reddedildi.
Tarihte Habil teslimiyetin, Kabil nefsine zülüm edenlerin adı olarak kaldı. 
Allah’ın bize verdiği nimetlere karşı şükrümüzün ifasını ne kadar ve nasıl bir fedakârlık içinde gerçekleştirdiğimizi muhasebe etmeliyiz.
Kurban ibadetinin toplumsal bir takım faydaları bulunmakla birlikte asıl maksat Allah'ın emrine uymak ve rızasını kazanmaktır. Hz. İbrahim, Rabbi'nden "Salihlerden olacak bir çocuk".  İstemiştir.
Bu dileği kabul olmuş ve kendisine "halim" "güzel huylu" bir oğul verilmiştir.
Ancak yanında yürüyüp gezecek çağa erişince, onu Rab’i için kurban etmesi gerektiğine işaret ettiğini düşündüğü bir rüya görmüştür.
Bu rüyayı oğluna açtığında, "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın" demiştir.
Hz. İbrahim de, onu kurban etmeye niyetlenmiştir. Rab'lerinden gelen işarete "teslim olmaları" üzerine, Rab'leri onları mükâfatlandırmış ve İbrahim'e oğlu yerine "fidye olarak büyük bir kurbanlık vermiştir. (Saffat, 37/101–107)
Buradan anlıyoruz ki, Allah Hz. İbrahim'den oğlunu kurban etmesinin istenmesi, ondaki evlat sevgisinin Rabbine olan muhabbetinin önüne geçmesini engellemek içindir.
Hz. İbrahim’de Hz. İsmail’de örnek verenler, Allah’ın sizlere sunduğu hangi nimetini paylaşıyorsunuz.
Mal üstüne mal yığıyorsunuz, yetimim malını çalıyor, yoksulun hakkını yiyor, ihale takip edip köşe dönüyorsunuz.
Yine şunu da unutmayalım ki Kurban kesme eyleminin sembolik olmasının manası.
Gerektiğinde Allah için feda etmem gereken her şeyimi de tıpkı şu hayvanımı kestiğim gibi hayatımdan siler atarım” teslimiyetini gösterebilmektir.
bizler kurban ibadetine kavuşturan Allah şükretmeliyiz.
Allah katında Kurban ibadetiniz kabul, bayramınız mübarek olsun.
 
Zafer ÇAM
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri