Kırşehir Tarihinin Yılan Hikâyesi: Demiryolu

A
a
KERVAN TAŞIMACILIĞINA KARŞI DEMİRYOLU               
Gerek Osmanlı sonlarında gerekse cumhuriyetin ilk 20-25 yıllık döneminde Osmanlı’dan tevarüs eden toprak düzeni devam ediyor, feodal ağalık yapısı sürüyordu. Aşıkpaşa’da yayımlanan önceki yazılarımda Kırşehir’deki bu durumu bir ölçüde açıkladım. Demiryolu inşasına Anadolu’daki bu yapıların sıcak bakmadığı; genel olarak yüzyıllardan beri devam eden sosyoekonomik statünün değişmesini tehdit olarak kabul ettikleri aşikârdır.
Vilayetler, ülkeler arası ticaret büyük ölçüde kervanlarla sağlanıyordu. Sarp geçitler çöller aşılıyor menzillere, hanlara varılıyor, şehirlere ulaşılıyordu. Bu kadar meşakkatten sonra mallar şehirlerde bedesten adı verilen şehir içi hanlara; kapalı çarşılara indiriliyordu. Kırşehir’de ise Kale(höyük)’nin doğu eteğinde uzanan 40 kepenkli(40 dükkan) bedestende satışa sunuluyordu.  Bedesten 1938 yılında şehir çarşısının yeniden yapılması esnasında yıkılarak ortadan kaldırıldı.
Kervancılıkşehirde“ağalar”adı verilen ekonomik, siyasi, sosyal güç merkezlerinin temsilcilerinin elindeydi. Kervancılıkla Kazankaya ve Kayaşeyhi mahallelerinde ikamet eden ağalar iştigal ederdi. İstanbul Caddesi (yolu) üzerinde konakların yanında develerin barınması ve kervanların ikameti için devedamlarımevcuttu.Bu noktalarda mahalle odaları ve ihtiyaç sahiplerinin bedelsiz yemek yediği mekânlar bulunduğu anlatılmaktadır.
             Kervancılık hâsılatlı-kârlı bir kazanç yoludur. İthal-ihraç metalarının ulaşımı-taşınması gerçekleştirilir. Doğal olarak şehirler için önemli ve stratejiktir. Kazancın eksilmemesi için Anadolu’da kervan sahiplerinin demiryolu konusunda aleyhte girişimler yaptığı bilinmekte bu yönde girişimlerin şehrimizde de vaki olduğu anlatılmaktadır.Ancak Kırşehir demiryolunun gerçekleşmemesini tümüyle kervan sahiplerinin olumsuz bakmasına bağlamak yerinde olmaz. Rollerinin bulunduğunu düşünmek yerindedir. Bin yıllardan sonra millet olarak demiryoluna, trene hemen ısınabildiğimizi söyleyemeyiz. Eskiden beri halk arasında sıkça söylenen “Demirden korksaydım trene binmezdim.” sözü acaba bu durumu mu anlatmaktadır?
            DemiryolununKırşehir’le Yozgat vilayetlerini ayıran Delice Çayı civarından geçirilerek daha geniş bir bölgenin lojistik yararına sunmak amacı olsa gerektir.  Demiryolunun geçtiği bölge ve yerleşmelerde adeta doping rolü oynadığı tanık olunan, bilinen bir durumdur. 1925 yılında mütevazı bir köy olarak kurulan Yerköy, trenistasyonunun inşasıyla günümüze gelindiğinde nüfusu 40 bine yaklaşan bir şehir olmuştur.  Bölgedeki üretim artışı konusunda istatistiki bilgi elimizde olmamakla birlikte demiryolu ile kat kat gelişme sağlandığı açıktır.
            Uzun yıllar boyunca; 1940’lı yıllarda bile Kırşehirliler demiryolu geçmesini ümitle beklediler ve sonra ümitler kayboldu. 1990’lı yıllara gelindiğinde tümüyle unutulmuşken bu yılların ortalarında hatırlandı. Demiryolu anıları canlandı. Hatırlatan ise yıllarca terzilik mesleğini ifa eden ve siyasetle iştigal eden merhum Mehmet Metintürk ağabeyimiz olmuştur. O 1935 yılı doğumludur. Geçen yıl vefat etti.Hizmetlerini hayırla yad ediyoruz.
            Demiryolunun unutulmaması için bu satırların yazarının da Kırşehir Çağdaş gazetesinde bir yazısı yayımlanmıştır.  Demiryolu 2000’li yıllarda zayıf bir ümit olarak devam etti. Şehrimizi Yerköy tren istasyonuna bağlama girişimleri olsa da sonuç vermedi.
            İki yıl önce demiryolları üzerine tüme varım yöntemiyle bir araştırma daha yapmış bulunuyorum. Dünya demiryolu tarihini, ülkemiz demiryollarını ve  tarihini araştırdım, inceledim.       
            Batıda 1980’li yıllardan itibaren  ikinci demiryolu devrimi gerçekleştirilmiştir. Batılılar Hindistan, Ortadoğu ve Afrika’da döşediği raylarla sömürü faaliyetlerini sürdürdüler. Almanya ve Fransa’nın demiryolu coğrafyası incelendiğinde tam anlamıyla  sık örülmüş etkileyici bir demiryolu ağları görülür. 
            Araştırmalarımda adı “Aksaray-Kırşehir-Ulukışla Demiryolu” olan projeyi inceleyerek 8-10 sayfa hacmine ulaşan yazımı Kırşehir Kent Konseyine sundum. Bir kısım ilgili, yetkili yerlere ulaşmıştır. Ayrıca konuyu Kırşehir Ahiler Kalkınma Ajansı(AHİKA) Kırşehir yetkilileri ile de konuştum.
2016 yılında merkezi iktidar tarafından bölgesel demiryolları yatırımları gündeme getirildi. Projeler hazırlandı.  Arasında adı “Aksaray-Kırşehir-Ulukışla demiryolu” olarak konulmuş proje vardır. Hızlı tren-demiryolunun, yük ve insan taşımacılığı niteliklerinde olacağı söylenmektedir. Geçeceği koridorların tespit edildiği belirtilmiş olup  200 km üstünde bir hat inşa edilmesi planlanmaktadır. Plana göre 2 tünel, 9 viyadük inşası gerekmektedir. Hat boyunca Kırşehir dahil yükün Mersin limanına indirileceği açıklanmıştır.
           Demiryolunun Kırşehir’deki lojistik merkezi Organize sanayi bölgesi civarında Gölhisar mahallesinde düşünülmüştür…
KIRŞEHİR EKONOMİK NİTELİKLİ
DEMİRYOLU  TAŞIMASIYLA GELİŞİR KALKINIR
İç Anadolu’da Kırşehir, Aksaray, Nevşehir, Niğde ve Kayseri illerinin derli toplu bir coğrafya meydana getirdiği görülmektedir. Kayseri dışında saydığım dört il Kırıkkale ile birlikte AHİKA (Ahiler Kalkınma Ajansı)nın faaliyet alanı içerisindedir. Bu durum coğrafi olduğu gibi il merkezlerinin birbirine yakınlığı şeklinde bir avantaj daha göstermektedir. Yakınlıklar 100-130-150 km aralığındadır. Bu durumda lojistikle kalkınma imkânları yükselmektedir. Türkiye’de il merkezlerinin birbirine yakınlığı bu kadar belirgin olan başkaca bölgelerimiz mevcuttur. Bu bölgelerimizin zaman geçirilmeden hesaplı bir taşıma ve ulaşım yolu olan demiryollarıyla birbirine bağlanması ekonomik bakımdan oldukça rantabl görünüyor. Ani gelişmeler sağlayacağı anlaşılıyor. Gerçekleşmesi halinde;  bölgelerin büyük merkezlere bağlanarak-tüme varım şeklinde-mülki-idari ve sosyal bakımlardan da köklü bir yatırım olduğu anlaşılmaktadır. Türk toplumunu coğrafi olarak birbirine yakınlaştırmaktadır.
Demiryolu yazısının ilkinde açıkladığım üzere; demiryolunun İç Anadolu’nun vahalarından biri olan Kırşehir Kılıçözü Vadisinden geçmesi üretimin, şehrin refahının artmasında ve bu refahın bölgeye yayılmasında asıl dopingi yapacağı açıktır. Vadi içinde şehrin yakınlarında bir nokta demiryolu lojistik merkezi haline getirilecek taşıma, pazarlama imkânları yükselecektir.
            Büyük yatırımlar için aranan havayolu, deniz yolu, demiryolu ulaşımlarından birinin olması gerekçe olarak öne sürülemeyecektir.
            Dönüp bakıldığında anlaşılan o ki şehrin sanayileşmesi yolunda bugünkünden kat kat ileride olunacaktı. Şehrin içinde yer almış olduğu Kılıçözü Vadisinin sulama imkânları, çevreye göre tarıma daha elverişli iklimi, tarım alanlarının şehre yakın olması sayesinde hazır iş gücü avantajları birleştiğindebereket vadisine dönüşeceğini ilk etapta düşünmek yerindedir. Zira Kırşehir Kılıçözü Vadisinde 1940’lı yıllardan itibaren meyve-sebze üretiminde gelişmeler meydana gelmiş, 1960’lı yıllarda elma üretimi ileri boyutlara yükselmiş bunun yanında kavakçılıkta ilerlemeler başlamıştır. Ancak lojistik ve pazarlama imkânlarının kısıtlı olması, hızlı göç ve bunun içinde Almanya’ya işçi göçü genel olarak ilimizdeki üretimin önünde ana engeller olarak uzun yıllar devam etmiştir.
             Günümüzde ilimizde hayvancılık bugün için istenilen niteliklerden uzak olsa da gelişme ve büyüme kaydetmiştir. İlimizdeki hayvancılığa ait beklediğimiz nitelikleri gazetemiz Aşıkpaşa’da geçen günlerde yayımlanan “Yaşanılır şehir nitelikleri ve düzeyinden ne anlıyoruz?” başlıklı yazımızda açıkladık(bkz.www.asikpasa.com). Demiryolunun hesaplı lojistik ve pazarlama imkânlarıyla hayvancılıkta gelişme ve büyümelerin yükseleceği,tarımda kuru tahıl yanında sulu tarımın gelişerek üretimde çeşitlenmeler ve büyümeler sağlanmasına yol açacağı tahmin edilir.
              Burada önceki yazılarımda sunmuş olduğum ifadelerimi yineleyerek şunları vurgulamalıyım:
Bilindiği üzere siyaset kurumu, yerel ve merkezi iktidarlar mevcut gündemi, halkın ihtiyaç ve isteklerini takip ederler ve buna göre hizmetlerini planlar, gerçekleştirirler. Yerel medyamızda son iki yıldır çok sayıda Kırşehir demiryolu haberi yapıldı. Ancak yukarıda arz ettiğim üzere neyi, kim ve ne için?istediğimiz konusunda gerçekleşmeye yönelik olmak üzere yeterince yerel gündem ve kulis oluşturulmadı veya oluşturulamadı.
Bu noktada belirtmeliyim ki bizim geleneksel literatürümüzde genel geçer bir söylem olan; kuraklık kıtlık dönemlerinden doğduğu anlaşılan “ağlamayana meme yok.” sözü çok sığ kalmaktadır. Bunu eleştiren “istemenin ağzı yüzü yok” şeklindeki şehrimizde söylenen sözü hatırlamalıyız. İstemek ama neye, kime göre ve nasıl? sorularının cevaplanmasına dayanarak istemek, gerekleri vardır. Şehir insanının yarar doğrultusunda ayrıntılarına ve teknik noktalarına girerek demiryolunu ve diğer konuları işlemesi şartı kabul edilmelidir. Bazı yazılarımda arz ettiğim “şehirde demokratik zeminler oluşturulması” gereğini bu yolda da düşünüyorum. İhtiyaçlarını anlamış; ihtiyaçlar doğrultusunda ne istediğini bilen yine bu doğrultuda bilgi ve fikir üreten şehir insanı geleceğini kendisi oluşturur. 
             Son söz: Sıdıklı-Sarıyahşi Köprüsü Cumhuriyetimizin ilk yıllarından beri ilimiz ve şehrimiz insanlarının gündemindeydi. Geçen yıllarda inşa edildi, gerçekleştirildi. Önümüzdeki dönem ülkemizde demiryolu teknolojisinin geliştiği yıllar olacağı anlaşılmaktadır. Sıdıklı-Sarıyahşi Köprüsü üstüne demiryolu döşenmesi sıradan yatırımlar içinde olacaktır.
            Kırşehir’e demiryolu imkânlarının sunulması alanında çalışanlara şükranlarımı sunuyorum. Önümüzdeki 3-4 yılda gerçekleşeceğini kuvvetle ümit ediyorum.
 
 Mehmet GÖKTÜRK
    Arkeolog
    Kırşehir Kent Konseyi
    Kültür ve Sanat Çalışma Grubu Başkanı

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri