Karnı Büyük Dijital Dünya

A
a
Karnı Büyük Dijital Dünya
             Batı ülkeleri, ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’nın önderliğinde küreselleştirme adımları attı. Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu ve Uzakdoğu’da yapılan anlaşmalar, kurulan paktlarla fiili durum meydana getirildi.
             Türkiye uzun süre önce başlayan modernleşme ve -son zamanlarda pek kabul edilmek istenmeyen- Batılılaşma sürecinin son 60-70 yılı içinde Balkan ve Bağdat paktlarının içinde yer aldı. NATO üyesi oldu. Avrupa Birliği üyeliği için başvuru anlaşması yapıldı. Tüm bunlar Sovyetler birliği tehdidine karşı soğuk savaşın iki kutuplu dünyasında gerçekleşti. Bence tüm bunlardan daha önemli olan Almanya ve Avrupa’ya “iş gücü göçü” başladı. Bugüne gelindiğinde Avrupa’da vatandaşlık almış  5 milyon civarında insanımızın yaşadığı tahmin edilmektedir. Ne gariptir ki tüm bunlar bizi Avrupa Birliği üyesi yapmaya yetmedi! Kimi yerde Osmanlı korkusu, kimi yerde 80 milyon nüfuslu sindirilemeyecek kadar büyük ülke olduğumuz, bazen de istenilen vasıfları taşımadığımız öne sürüldü.
             Son yıllarda Avrupa Birliği ve Amerika’yla olan ilişkilerimiz tatlı-sert noktaya gelmiş görünüyor. Avrupa Birliği üyelik sürecinin askıya alındığını medyadan öğreniyoruz.            
             Bence Batıyla ilişkilere bakışımızda, yaklaşım ve anlayışlarda değişiklikler yapmamız şarttır.
             Önce iyi yönünden bakmalıyız.
             Esasında Türkiye Avrupa Birliğinin tamamen içindedir. Nedenlerini açıkladığımızda sonuçta olağanüstü bir noktada olduğumuz anlaşılmaktadır.
20. YÜZYILDA  AVRUPA’YA
BÜYÜK TÜRK GÖÇÜ: MEDENİYETLER BULUŞMASI
          Avrupa Türkiye ilişkileri yoğun şekilde yüzyıllardan beri devam etmektedir. Avrupa’da mehter müziği, kılık kıyafetiyle 15. yüzyılda “Osmanlı modası” başlamış uzun sürmüştür. Kanuni’den beri süren kapitülasyonlar Osmanlı Dönemi sonunda ülkenin aleyhine işlemiş olsa da Batıyla ilişkilerimizi kesintisiz devam ettirmiştir. Türkiye’nin modernleşme ve Batılaşma serüveni 200 yılı aşkındır devam etmektedir. 
            1961’den itibaren yapılan iş gücü anlaşmalarının sonucu bugün Avrupa’da 5 milyon civarında Türk yaşamaktadır. Durum başlangıçtaki iş gücü veya işçi göçü durumundan çıkmış, 20. Yüzyılın 4. çeyreğinden itibaren Türklerin Anadolu’dan Avrupa’ya tarihi göçü şekline dönüşmüştür. Bin yıldır yaşanan üstünlük mücadeleleri ve savaşlardan sonra Müslüman coğrafyasından Hristiyan coğrafyasına gerçekleşen tarihte yaşanan en büyük Türk göçlerinden biridir. Her ne kadar işçi göçü şeklinde adlandırılsa da her iki tarafın rızası ve ihtiyaçlarının getirdiği büyük göçtür. Medeniyetler buluşmasıdır.
             Göç hızı oldukça azalmış olsa da Türkiye’den evlenmeler ve yeni doğanlar yoluyla Avrupa’daki Türk nüfusu 8-10 milyona ilerlemektedir. Esasında bence, yapılan gümrük birliği anlaşmasının da yardımıyla Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliği gerçekleşmiştir. 
BİZCE TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİNE
YAKLAŞIMINDA EKSİKLİKLER VARDIR
             Avrupa’daki Türk varlığı Türkiye için son derece ince ve dengeli politikaları gerekli kılmaktadır. Batılı tüm dünyada geniş politikasını; kültürle ekonomiyle siyasetle  militarizmlehalkalandırarak sürdürmekte,  bu geniş programla dünyayı; dünya coğrafyasını biçimlendirmeye devam etmektedir. Görünen o ki buna karşı Türkiye Devleti Avrupa’yla ilişkilerinde istenilen başarı ölçüsünü, gereken nitelikte diplomatik tavrı gösterememektedir. Bunun karşılığında Avrupa’nın Türkiye’ye karşı politikasında yanlış yaklaşım ve anlayışsürmekte  olup sosyal ve kültürel yaklaşımında büyük eksikler vardır. Onlar da alana ve ilişkilere büyük ölçüde siyasi ve askeri bakmayı yeğlemektedir.
               5 milyon insanımızın varlığı her zaman akılda tutularak her şeyden önce Türkiye Avrupa’ya karşı sosyal ve kültür alanlarında sağlam ve etkili bir içerik ve tavır gösterebilmelidir. Fakat Türkiye kendi içinde kültür, sanat, eğitim alanlarında asgari müşterekte birleşmemek ısrarı ile hareket etmektedir. Kültür ve sanatın tüm alanlarında kısa zamanda gelişme ve ilerleme imkânlarına sahip olan ülkemiz bunun farkında değilmiş gibi görünmektedir. Türkiye Avrupa’daki insanlarıyla sağlam kültür ve sosyal ortaklıklara girişebilecek iken siyaseti neden bu kadar öne alır anlamak mümkün değildir.   Dahası bizce kendi içinde sosyal barışı, huzur ve refahı kısa zamanda sağlayabilecek iken asgari müşterekte birleşmekte gösterdiği isteksizliği açıklamak mümkün değildir.  Anlaşılan o ki menfaatlerinde şahin olan Amerika ve Avrupa’ya karşı yürütülen politikalarda bile İttihat ve Terakki gelenek ve alışkanlıkları tüm hızıyla devam etmektedir.
BATIYA KARŞIYA UZUN YILLAR
TESLİMİYETÇİ VE ÇELİŞKİLİ POLİTİKALAR…
             Diğer yandan Türkiye’nin uzun yıllar Batı’ya karşı sergilediği teslimiyetçi tavır ve diğer nedenler yüzünden “işçi göçü”nde ve ortaklıklarda çıkarlarını gerçek anlamda; koruyucu şekilde savunarak yer aldığı tartışmalıdır.  Bu da ayrıca çelişki teşkil etmektedir. Bu noktada Batıyla halkalanan bazı temel konuları sıralamalıyız:
             Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Hiç bir alanda ve bunun içinde tıp ve ilaç sektörüne savruk harcamalar yapacak durumda değiliz. Tıp ve ilaç sektörünün dünyada ve özellikle ülkemizde geldiği ahlak dışı noktalar siyasi değişmeler ve bilişim-bilgilenme yolu ile açıkça anlaşılır duruma gelmiştir. Uluslararası Batılı ilaç kartellerinin; ithale dayalı ilaç sektörünün ülke kaynaklarını nasıl sömürdüğü açıkça görülmüştür. Merkezi yönetimin bu alanda yürütmüş olduğu politikanın ne kadar isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’nin ecza alanında gerekli noktaya gelmesi için kısa zamanda kimya sektöründe istenilen gelişmeleri sağlaması şartı kabul edilmelidir. 
            Yinelemeliyim ki uluslararası ilişkilerde sürekli denge hesapları yapılmaktadır. Dengeler hep gelişmişlik ve gelişmemişlik üzerinedir.
MARLBORO BARIŞ ÇUBUĞU DEĞİLDİR
COCA COLA DA ZEMZEM DEĞİLDİR
             Ülkemizde bir takım mekân yasaklamalarına karşın hala çok sigara içilir. Önce devlete ait olan sonra özelleştirilen fabrikalarda üretilen sigara o ünlü yabancı sigaralar yanında “lezzetli içimli!” olduğu söylenemez. 40 yıl önce ülkemizde yabancı sigaralar yasak olduğu için açıktan satılamıyordu. Eski filmlerden hatırlarsınız. 10-15 yaşında çocuklar İstanbul meydanlarında “Pal var Malburu var!” nidalarıyla kaçak satarlardı. Günümüze gelindiğinde piyasayı yabancı sigara markalarının ele geçirdiği görülüyor.
             Meşrubat markası Coca Cola tüm dünyada Amerika’nın bir numaralı sembolü şeklinde tanındı. Tabii serbest piyasa ekonomisinin de… Fakat reklamlara bakılırsa Coca Cola ramazan sofralarının vazgeçilmez tadı…  
TELEFONLAR AKILLI AMA, YA İNSANLAR?
             Gelişmiş, küresel güç nitelikli ülkelerce üretilen “smart telefon, smart televizyon, smart bilgisayar” vs kavramları yerleşmiştir. Smart; akıllı, zeki anlamını taşımaktadır.  Bizim üretmediğimiz, yine küresel güçlerin icat ederek piyasa düzeninde elimize tutuşturdukları akıllı cihazları reklamlarda ve günlük hayatta her gün binlerce kez adeta “kutsadığımızın” farkında olmalıyız. Dijitali ithal eden gelişmekte olan ve gelişmemiş ülke insanlarının bu noktada dikkatli olması; farkındalık oluşturması şartı vardır.  Akıllı telefonları kullanırken insanların akıllı olması şartı kabul edilmelidir.
             Dünya Sanayileşmesinin neresinde olduğumuzu sürekli sorgulamalıyız. Hala dijitali üretemeyen Türkiye akıllı cihazlar karşısında içte ortak akılı oluşturamamak sıkıntısıyla istediği gelişme ve büyümeleri gerçekleştiremiyor.
İÇTE  HAK  VE  HUKUKU  ÖNE  ALARAK  BATIYA
KARŞI İNCE VE DENGELİ POLİTİKALAR YÜRÜTMELİYİZ
             Ülkemiz dışa açık olmak durumundadır. Dışa açık olduğu sürece Anadolu gibi dünyanın köprüsü coğrafyanın karşı karşıya kaldığı her tür saldırı hiçbir zaman son bulmayacaktır. Ancak yine demokratik ve dışa açık olmakta ısrarlı olmalıyız. Ülkemizin güneyinde totaliter rejimlerin maceracı hal ve gidişleri, dayatmaları sonucu geldiği noktalarda küresel güçlerin planlarına uygun olarak iç kargaşa ve bölünme sürecine girmiş olmaları her bakımdan öğreticidir.
            Bu meyanda Suriye ve Irak’ta yaşanan süreç bu coğrafyayı bilim, kültür, sanat vs kısaca her alanda geri bırakmaktadır. Eski uygarlık dünyasının bir ülkesi olarak bilim, kültür ve sanat alanında göstereceğimiz veya göstermiş olduğumuz performansın ne kadar önemli, değerli ve boşluk doldurucu olduğunun sürekli olarak farkında olmalıyız.  Onlar için çok acı olanın bizim lehimize olması kaderin getirdiğidir.
KARNI BÜYÜK DİJİTAL DÜNYA
            Bu noktada rahatlıkla belirtmeliyim ki Batılı İkinci Dünya Savaşından itibaren hedeflediği küresel dünyanın oluşturulmasında dijitali “ustalıkla!” kullanmaktadır. Bunu da aşamalar halinde; kültürle  ekonomiyle siyasetle  militarizmle halkalandırarak sürdürmektedir. Batı,  bu geniş programla dünyayı; dünya coğrafyasını biçimlendirmeye devam etmektedir.
BEN HALA TREN BEKLİYORUM
            Bugünlere gelmeden önce 20. yüzyılın ortalarını incelemeliyiz. Amerika ve Avrupa kendi coğrafyalarında demiryolu teknolojisi ve ağlarını geliştirirken diğer yandan motor sanayi ve karayollarını ihmal etmediler. Fakat müttefikleriyle olan ekonomik ilişkilerinde onların demiryolu tercihlerini engelleyerek; karayolu yapmalarını ve kendilerinden motorlu taşıt ithal etmelerini sağladılar!... Irak, Suriye ve Arabistan demiryolları Osmanlı döneminde inşa edilen hatlarla kaldı. Amerika ve Avrupa açılarından oldukça kurnazca ve bir o kadar karlı olan bu politika 1950’li yıllardan itibaren petrolü çok değerli hale getirmeye başladı. Petrolün çok değerli hale gelmesiyle birlikte Ortadoğu’nun Müslüman coğrafyası Batı’nın Hristiyan dünyası karşısında öne çıktı; stratejik önemi büyük ölçüde yükseldi. 1980’lere gelindiğinde petrol dolarlarıyla ulusçulukla  palazlanan İran, Irak ve Suriye, Batıya ve çevre ülkelere kafa tutan politika geliştirmeye başladılar. Fakat Amerika ve Avrupa o kadar güç sahibi olmuşlardı ki birlikte hareket ederek dünyada aynı anda onlarca bölgeye birden müdahale etmek imkânına! erişmişlerdi. Amerika ve Avrupa bu durumun özgüvenini yaşarken Sovyetler Birliği parçalanmış, “uyuyan dev” Çin henüz uykusundan uyanmamıştı. Dünya bir süre tek kutuplu hale gelmişti.
“NERDE KALMIŞTIK?...”
            1990’larda Amerika önderliğindeki Batı Ortadoğu coğrafyasını kaldığı yerden yeniden düzenlemeye başladı. Proje çoktan hazırlanmıştı. Küreselleştirmeyle birlikte Ortadoğu bölünecek onlarca parçaya ayrılacaktı.  Çünkü onlar artık dijitali icat etmişler; dijital kullanıyorlardı. Uydu maharetiyle uçan kuşun kanadındaki tüyü görüyorlardı.
            Batılılar, Türkiye’ye silah satıyor ancak bölücü teröristlere karşı kullanılmasını istemeyecek kadar yüzsüzleşiyorlar, hatta teröristlere yardım sandıkları atmaktan geri durmuyorlardı.
            Batılılar, ülkemizi sıcak bir döneme başlatacak sonuçsuz girişimin arkasında olduklarını daha ilk günden kabullenen söz ve tavırlar gösterdiler. Türkiye’nin NATO üyesi ve Avrupa Birliği üyeliği yolunda olması, bir yığın anlaşmaya imza atmışlığı onların umurunda değildi.  Anlaşılan o ki müttefiki olan Türkiye’nin güvenliği hilafına izledikleri politikaların hesabını yapamayacak kadar özgüvenleri tavan yapmıştı. Müttefik değil Ortadoğu coğrafyasında teslimiyetçi tetik istedikleri anlaşılmaktadır.
            Amerika, Rusya ile İngiltere, Avrupa ve Almanya’nın başını çektiği Avrupa ülkeleri, -küreselleştirme sürecinde- binlerce kilometre uzaklarındaki Ortadoğu’da 19. yüzyıl sonlarından beri militarist faaliyetlerine devam etmektedirler. Fakat görülen o ki bu faaliyetler en sert şekillerde, karaya inmeden; el değmeden! olağanüstü dijital ve teknolojik donanımlarla yapılmaktadır. Çok ileri ağır silahlarla; “insansız” hava araçları yardımıyla milyonlarca insan yok edilmiştir. Havadan saldırarak yok etme süreci devam etmektedir. Bu durum çok garip ve oldukça ibret vericidir.
            Yukarıdaki ifadelerimizi ortaya getirmek için illaki üniversitelerin siyaset ve kamu yönetimi bölümlerinde eğitim almak gerekmiyor. Ülke ve devlet hepimizindir. Biz vatanın, milletin, ülkemizin istikbali tarafındayız. Liyakat ve performans önemli ve değerlidir. Her alanda yaşadığımız liyakat ve performans eksikliğinin zaman zaman ülkemizi istenmeyen zeminlere çektiğine tanık olunmaktadır.
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri