İyilik Etkiler Bizi, Kötülüğe Kızar Geçeriz…

A
a

-Reşat Nuri Güntekin’in aziz hatırasına- 

 

     İlk gençliğimden, hatta çocukluğumdan itibaren, defalarca okuduğum yazarların başında, Reşat Nuri Güntekin gelir. Bunun bir nedeni olmalıydı… O’nun romanlarında beni en ziyade etkileyen şeyin ne olduğunu kendime defalarca sorduğumda, pek belirgin bir şey bulamadım ilkin. Sadece Feride karakterinin hala bir aşk ikonu olduğunu görüyordum. Çok sonraları, insan karakterini derinlemesine araştırdığım “Gölge Hırsızı” adlı roman çalışmam sırasında, bir kitapta birdenbire ve mutlulukla fark ettim ki, buradaki sır, aslında çok basittir ve insan doğasıyla ilgilidir: Çünkü iyilik etkilerdi bizi, kötülüğe ise kızıp geçerdik… 

     Reşat Nuri romanlarının temel özelliği sevgi, şefkat, acıma, dayanışma, iyilik etme gibi duygu ve tutumlardır. O günlerden bu günlere, Türk Toplumu olarak hala özlediğimiz değerler de bunlar değil mi zaten? Bir asra yaklaşmış Reşat Nuri romanlarını hala bıkmadan okumamızın nedeni, aslında bize yüreğimizde epeydir unutulmuş bir dünyayı, yeniden yaşatabilmesi olabilir mi acaba? Dünya vahşi kapitalizmin çarkında dönüp dururken, Reşat Nuri’yi okumaya devam etmek, hala içimizde bir yerlerde kurtuluş umudumuzun kaybolmadığını, göstermez mi? 

     Beri yandan Türk romanında eleştirel gerçekçiliğin öncüsü olan Reşat Nuri,  romanlarında halkın değerlerine sahip çıkan, onlara eşit bir mesafeden yaklaşan, şefkatli bir yazardır. Kötü karakterleri bile şimdiki roman ve filmlerde olduğu gibi, canice işlere girişip vahşet sahneleri yaratmazlar. Yani kötüler bile tam kötü değildir Reşat Nuri’de…  

     Bilirsiniz ki yol kenarındaki bir kazaya herkes dönüp bakar fakat aynı yolun etrafında açmış güllere, çok fazla dikkat etmeyiz. Bu kötülüğün gücü yahut zaferi midir? Bana kalırsa dünya medyası, dahası edebiyatı dahi, kötülük, cinnet, argo, müstehcenlik, tecavüz vs. gibi ürünlerle, dikkat çekip rant (getirim) peşine düşmüşken, iyilikle dikkat çekebilmek, büyük bir hünerdir. Zaten Ahmet Hamdi Tanpınar, Çalıkuşu’ndan bahsederken, Reşat Nuri için, “O, temiz ve musaffa(arıtılmış) bir insanlığın peşinde idi” diyor.  

     Çalıkuşu romanı yayımlandığında henüz 33 yaşında olan Reşat Nuri, Feride tipini bütün sevimliliği, iyilik etme kabiliyeti, aşk ve duygu zenginliği ile Türk okurunun kalbine nakşederken, sanırım, vahşi kapitalizme ebediyen direnecek, mutlu bir dünya kurduğunu bilmiyordu.  Ve gene bilmiyordu ki, kendisinden sonra gelecek biz romancıların da, metinlerinde, bu iyilik mirası devam edecek! Böylece, şahsi kitaplığımda Reşat Nuri’nin tüm romanlarının, üstelik de bazılarının birden fazla bulunduğunu düşünecek olursam, kendisinin de Çalıkuşu’nun 260. sayfasında söylediği gibi: “Sevgi, şefkat denen şeyde ne mucizeler var Yarabbi!” diyebiliyorum.   

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri