İyilerden Olma Konusunda Geç Kalmış Olmayalım

A
a
Değerli Aşıkpaşa Gazetesi okurlarım: Bugün yazıma şöyle bir ayet mealiyle başlamak istiyorum:
‘’Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! Demeden önce, size verdiğim rızıktan harcayın’’ (Münafikûn suresi 10.ayet)
İnsanoğlu ölümü kendisine hiç yakıştıramaz ve daha çok yaşayacağıümidiyle bütün yatırımını fani olan bu dünya için yapar. Uhrevi hayatı pek az düşünür. Bu düşünce ile yaşarken ansızın ölümle burun buruna gelir. Birde bakar ki bütün emeklerin karşılığı bu fani dünyada kalmış. Yukarıda mealini sunduğum ayetteki gibi pişman olur ve yalvarmaya başlar. ‘’Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertele de sadaka verip iyilerden olayım’’ Fakat bu hiçte mümkün değil. Zira ecel asla ertelenmez. Rabbimizin buyurduğu gibi:
‘’Allah eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.’’(Münafikûn suresi 11.ayet)
İnsanın bu dünyada sahip olduğu, daha doğrusu Yüce Allah’ın kendisine lütfettiği, ihsan ettiği mal ve evlatlar birer şükür vesilesi olması gerekirken tam aksine insan Allah’a şükrü unutarak geçici olan mal ve evlatlarınmahkumu olarak hayat sürmekte, habire mal artırma ve mirasçıları mal sahibi yapma gibi bir gaflet içine düşmektedir.
Elbette insan mal ve evlatları üzerinde hassasiyetle duracak. Mal ve evlatlarını koruyup kollayacak fakat asla kulluk bilincini yitirmeyecek. Mal ve evlatlarına karşı dini sorumluluklarını ihmal etmeyecek. Mala sahip olan kişi o malı Allah için paylaşmasını bilecek, Rabbinin rızasını kazanmak en önemli hedefi olacaktır. Evlatlarını da bu bilinçle yetiştirip, onlarında Allah’a kul olmalarını sağlayacak ki sorumluluğunu yerine getirmiş olsun.
‘’Ey iman edenler! Mallarınız da çocuklarınız da sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Bunu yapanlar mutlaka hüsrana uğramışlardır.’’ (Münafikûn suresi 9.ayet)
İnsan kendisini dünya telaşının atmosferine kaptırırsa, ahiret için bir şeyler yapmak gerektiğine inansa bile, henüz erken olduğunu, önünde uzun bir ömür bulunduğunu düşünüp varlık amacına ilişkin görevlerini ileriye erteleme gibi yanılgılara kapılır. Değişmez gerçek olan ölümle yüz yüze geldiği zaman ise ‘’ey vah!’’ der kendisine ek süre verilmesini ister, Birazcık süre verilmesi için bütün varını feda etmek ister, bunun için yalvarır, kaçacak yer arar, fakat bütün çırpınışlar nafiledir. Artık sınav süresi dolmuş, sıra değerlendirmeğe gelmiştir.
‘’O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, ‘’Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık’’ diyecekleri zamanı bir görsen!’’ (Secde suresi 12.ayet)
Yüce Rabbimiz bizi böyle pişman olanlardan eylemesin.
Müslüman; Yüce Allah’ın kitabından uzak kalmamalı ve sürekli Kur’an ın öğütlerine kulak vermelidir. Öğütten ve uyarıdan uzak kalan insana şeytan arkadaş olur. Artık onun varacağı yer cehennemdir.
Kur’an sürekli olarak şu iki davranışa vurgu yapar. 1- Allah’ı daima anmak, O’nun kulu olduğunu unutmamak, ubudiyet bilinciyle yaşamak. 2- Sahip olduğu bütün imkânları, Yüce Allah’ın ikram ve ihsanı olduğunu düşünerek, gönüllü olarak o imkânları başkaları ile paylaşmaya çalışmak, Yani devamlı olarak infak etmek.
İnsanî değerler bakımından düşük düzeyde bulunanlar, yani İlahî ölçü ve değerlerden habersiz olanlar; Başkalarından ne koparabileceklerinin hesabını yaparlar. Başkaları ile paylaşmayı enayilik olarak görürler. İnsanî değerler bakımından yüksek düzeyde olanlar, yani İlahî ölçü ve değerlere sahip olanlar ise başkalarına ne verebileceklerinin üzerinde düşünürler. İmkânlarını paylaşmaktan mutluluk duyarlar. İnsanlık tarihi bu iki düşüncenin çatışmasından ibarettir. Değerli okurlarım bahsettiğim konu ile alakalı birkaç ayet mealini daha sizinle paylaşmak istiyorum.
‘’Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır.’’ (Al-i imran suresi 14.ayet)
‘’De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür.’’ (Al-i imran suresi 15.ayet)    
‘’Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'ın katındadır.’’ (Enfal suresi 28.ayet)
‘’Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun! O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.’’ (Al-i imran suresi 133-134.ayet)
Değerli okurlarım Rabbimize hamdolsun bir paylaşma bayramı olan Kurban Bayramına daha ulaştık. İnşallah kurbanlarımızı Allah için keser ve gerçek ihtiyaç sahipleri ile paylaşarak Rabbimizin rızasını kazanmış oluruz. Kurbanlarımızın gerçekten Rabbimize yaklaşmamıza vesile olmasını niyaz eder, Kurban bayramınızı en samimi duygularla tebrik ederim. Selam ve dua ile…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri