İnsanlığın Yönetimine Talip Olmak

A
a
Yeryüzüne nizamat verme iddiası olan iki görüş var, bunlardan biri batı kaynaklı yani insan aklı ürünü, hiçbir kutsalı olmayan kapitalizmdir. Diğeri ise doğu kaynaklı yani vahiy ürünüdür. Onun adı da islamdır. Bugün yeryüzünde hâkimiyet kurmuş genelde de başarılı olmuş olan görüş batı kaynaklı olan görüştür. Bu günlerde insan hakları ihlalleriyle büyük bir sarsıntıyla karşı karşıya kalsa da (inşallah zevali yakındır. Zira zulümleri zirveye ulaştı. İnşallah sabah yakındır.) Genelde doğulusuyla batılısıyla kafalar batı düşüncesine göre çalışıyor. Müslümanların da kahir ekseriyeti öyle düşünüyor, öyle yaşıyor. Hayatlarında İslami bazı umdeler olsa da bunlar durumu değiştirmiyor. Zira biz İslam dünyası Referans olarak önce batı kültürüne göre kodlanıyoruz. Daha sonra bu kültür içinden islama bakıyoruz. Aslında batı kültürünün değil daha çok islamın yabancısıyız.
Evimizde seyrettiğimiz televizyon, internetimiz, okullarımızdaki eğitim, şehirlerimizdeki insanları etkileyen kültür odakları, kahveler, internet kafeler, eğlence yerleri, barlar, pavyonlar, sinemalar, tiyatrolar,  parklar, spor salonları, statlar, tatil merkezleri, oteller ve hatta 5.6.7 yıldızlıları; bütün bunlar neye göre, hangi standartlara göre dizayn edilmiş durumdalar ve kime hizmet ediyorlar?
Acaba bütün bu, hayatı bizzat şekillendiren, bilgi ilgi ve kültür yuvalarının referansları batı kaynaklımı yoksa doğu kaynaklı mı? Önce bunu doğru okumak lazım Böyle bir etkileşimle karşı karşıya olan insanlar, elbette ki hayat tarzlarını da ona göre dizayn edeceklerdir. Her ne kadar adları Müslüman olsa da, İslami referanslara zaman-zaman bir göz atsa da, İslamın yüceliğini sözde savunsa da, bizzat icra olunan hayat tarzı batıya endekslidir. Yanlış olduğu bilindiği halde!
Batı düşüncesini kısaca özetleyecek olursak, İnsanın maymundan evirildiğini, din devletten ayrı olduğunu, kadın erkek eşitliği (sözde)zira kadın batıda bir ticari metadır, köleliği devam etmektedir. Kız erkek karma eğitim, aile mefhumu, İnsanlar arası ilişkilerde menfaatçiliğin öne çıkması, hayatın zevk ve sefa sürmekten ibaret olması, fazla üretim fazla tüketim (israfta sınır yok) faize dayalı ekonomi, kazanmada haram helal ölçüsünün olmayışı, kadın erkek ilişkilerinde sınır tanımama, kadın giyiminde açıklığın tercihe şayan oluşu, bozulmuş, ahlaksız bir neslin çığ gibi bütün dünyayı sarması, intiharlar, cinayetler, aile mefhumunun neredeyse ortadan kalkması, boşanmalar, ensest ilişkiler… Bu sayılanlara daha birçok şeyler eklemek mümkündür.
Ne yazık ki hayat felsefesi bu olan batı, dünya üzerinde egemen durumdadır. Tabi burada gücün egemenliği söz konusudur. Hakkı üstün tutan bir anlayış söz konusu değildir.
Elbetteki bu durum bir Müslüman için kabuledilebilir bir durum değildir. Bu cendereden kurtulmak da o kadar kolay değildir.
İnsan genel olarak ilk öğrendiklerinin kölesidir. O bilgilerin etkisinden kolay- kolay kurtulamaz. Batı kültürü empoze edilerek büyüyen gençliği sonradan nasıl değiştireceksiniz. Bu durum; arpa eken bir çiftçinin buğday beklemesine benzer.
Yahudiler kendi kültürlerini en iyi koruyan bir toplumdur. Zira çocuk yaşlardaki ilk eğitimleri tamamıyla kendi kültür ve inançlarıyla alakalıdır. Kolay-kolay taviz vermezler. Yahudi ırkının üstünlüğünü, dünya üzerindeki Siyonist emellerini daha çocuk yaşta beyinlere iyice nakşederler. ( şunu unutmayalım: bugün ki Yahudi inanç ve kültürü tamamıyla haham ve din adamları eliyle uydurulmuş, gerçek Tevrat la alakası çok az olan dünyevileşmiş bir dindir. Bu ayrı bir konudur.) Buna rağmen nesillerini o sapkın düşüncelerle yetiştirmekte ve o nesli insanlığın başına bela etmektedirler. Başarılı olmalarının sebebi ilk eğitimlerinin sağlam olmasıdır.
Diğer bir örnek: terör örgütleri bu kadar fedakâr, gözü dönmüş suç makinelerini nasıl yetiştiriyorlar? Daha çocuk yaşlarda ailelerden kopardıkları gençleri, kurdukları kamplarda özel eğitime alıp istedikleri fikirleri onlara küçük yaşlarda empoze ediyorlar. Dolayısıyla o gençler ilk öğrendikleri o bilgilerin kölesi oluyorlar.
Ne yazık ki Yüce Allah’ın mükerrem bir varlık olarak yarattığı insanlığın kahir ekseriyeti bu şeytani fikirlerin kölesi haline getiriliyor. Artık o insanların akletme yetkileri dumura uğruyor. Farkında olmadan, doğrularla tanışmadan batıl yollarda heder olup gidiyorlar.
Şayet gelecek neslimizi bu şeytani düşüncelerin tezgâhına düşmekten kurtarmak istiyorsak. İlk eğitime çok büyük önem vermek zorundayız. Önce İslami eğitim bütün yönleriyle, İslam ahlakı bütün güzellikleriyle ve İslami ilkeler sağlam kaynaklardan öğretilmelidir. Yabancı kültürden uzak tutularak yapılmalıdır. Özgün İslami eğitim en büyük hedef olmalı ve bunun için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamalıdır. Körpe dimağlar yabancı kültürlerle iğdiş edilmeden bu iş başarılmalıdır. Yabancı kültürden kastımız; vahiy merkezli olmayan her türlü kültürdür. Sadece batı kültürü yabancı kültür olarak değerlendirilmemelidir.
Özellikle Kur’an-ı Kerimin Allah tasavvuru, zihinlere ve kalplere nakşedilmelidir. ‘’ Kendilerine şah damarından daha yakın, merhameti gazabına galebe çalan, her şeye kadir olan, ilmi her şeyi ihata eden, her yerde hazır ve nazır olan, bütün sıfatları ve esmasıyla aktif olan, yaratmaya ve yönetmeye devam eden, bir an bile uyku ve uyuklaması olmayan’’ bir Allah tasavvuru Müslüman gönülleri kuşatmalıdır.
Yani İslami bilgilerin temeli Kur’ana dayalı olmalı. Kur’an’dan referansı bulunmalıdır. İtikatla alakası olmayan, diğer, insanlığın yararına olacak bilgilerde, diğer referanslar geçerlidir. İlla da İslam kaynaklı olacak diye bir şart yoktur. ‘’İlim müslümanın yitik malıdır. Nerede bulursa alır.’’ Hassasiyetle korunması gereken; İslam inancıdır, tevhid çizgisidir. Selam ve dua ile…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri