Erken Seçim ve Büyük Türkiye Mefkuresi

A
a

Eski Yunan ve Roma medeniyetlerinden sonra gelen Türk-İslam medeniyeti insanlık tarihine mührünü vurmuş en büyük medeniyettir. İslam medeniyeti en parlak devrini 9.10 ve 11. yüzyıllarda yaşamış ve 17. yüzyıla kadar üstünlüğünü muhafaza edebilmeyi başarmıştır. 
Bir medeniyeti ayakta tutan başlıca unsurlar bilim, teknolojik gelişmeler, felsefe, din, kültür ve ahlak anlayışı, hukuk düzeni, iktisadi faaliyetler, askeri ve idare sahalardaki uygulamalardır. Medeniyetlerin inşasında, ihyasında ve en parlak dönemlerine ulaşmasında oldukça önemli olan bu unsurları destekleyen, geliştiren ve tecdit eden merkezi kuvvet ise zihniyettir. 
Dünyaya Nizam verme, İnsanı merkeze alma ve onu hem dünyada hem de ahirette kurtuluşa ulaştırma hedefi olan Türk–İslam Medeniyetinin hakim zihniyeti ise sürekli yenilenme, gerçekleşen olayları takip etme, yeni stratejiler belirleme ve ortaya çıkan meseleleri sebep sonuç ilişkisine göre değerlendirip çözüme kavuşturma doğrultusundadır. 17. Yüzyıldan itibaren sürekli güçlenen Batı Medeniyeti karşısında Türk İslam Medeniyetinin duraklamasına ve sonrasına gerilemesine neden olarak hakim zihniyette meydana gelen değişimler öne çıkmaktadır. Türk-İslam Medeniyetindeki zihniyet değişimi ilmi ve iktisadi gelişmeyi engellemiş, tarih-kültür- medeniyet anlayışındaki özgüveni sarsmış, sosyal değişimleri tahrik etmiş ve kurtuluş reçetesi olarak batıcılık algısını güçlendirmiştir.
Medeniyet anlayışımıza ve dünya görüşümüze taban tabana zıt olan, Tanzimat’tan önce başlayıp ikinci meşrutiyetide içine alacak şekilde devam ettirilen ve günümüze kadar etkisi görülen batılılaşma ve onun adına yapılan yanlış uygulamalar toplumumuzda sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda çeşitli buhranlara neden olmuştur.
Batılılaşma eksenli kültür politikaları yüzünden Türk kültürü içe kapalı hale gelerek yeni nesillerin gözü dış dünyanın gerçeklerine kapattırılmıştır. İlmi yönden yanlışlarla dolu, heyecana, propagandaya ve slogancılığa fazla yer veren Cumhuriyet dönemindeki Batıcılık anlayışı Hükümet değişimlerinden etkilenerek zamanla daha milli anlayışa yönelmiştir. Türkiye’ye daha çok dış dünyanın baskısı neticesinde 1950 seçimleriyle giren demokrasi nedeniyle inkılapçı hükümetlerin milli kültüre karşı batı kültürü politikası inkılapçı karakterini kayıp ederek yerli kültür eserlerine yer verilmiş, dildeki keyfi uydurmacılık faaliyetleri devlet politikası olmaktan çıkarılmış ve Türk halkının konuştuğu benimsediği yaşayan Türkçe ile eserler kaleme alınmaya başlamıştır.
Demokrasinin girişiyle ortaya çıkan müspet gelişmeler zaman zaman yapılan askeri müdahalelerle akamete uğramıştır. 1960, 1971 ve 1980 darbeleri, 28 Şubat süreci ve 15 Temmuz kalkışması; Ülkemizi savaşlardan sonra en büyük sıkıntılara maruz bırakan ve mağdurların hafızasında halen daha tazeliğini koruyan olaylardır. Seçilmiş ve meşru olan Hükümetlere karşı yapılan bu müdahaleler Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda geriye dönüşü hızlandırmış, ekonomi alt üst olmuş, toplum ve Devlet birbirine yabancılaştırılmıştır.
Her şeye rağmen beş bin yıllık Devlet tecrübesini içinde barındıran Milletimiz; değişen dünya dengelerine ve ülkenin içinde bulunduğu sorunlara karşı yönetimsel manada kendini ifade etmeyi başarabilmiştir. Dolayısıyla Milletimizin yaşadığı her buhran; beraberinde yeni arayışların, yeni alternatiflerin ve yeni liderlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Alpaslan Türkeş, Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Muhsin Yazıcıoğlu, Devlet Bahçeli ve Recep Tayip Erdoğan yüzleştiğimiz siyasi buhranlardan sonra milletin teveccühünü kazanan, gönüllerde yer edinen ve milli hafızada hoş bir sada bırakan liderler olmuşlardır.
1960’lı yıllardan beri çeşitli liderler, aydınlar, ilim ve fikir adamlarımız tarafından dillendirilen ve Ak Parti iktidarı döneminde gerçekleştirilen Türkiye’de yönetim ve hedefler bağlamında bir konsept değişimi yaşanmıştır. “Yeni Türkiye” anlayışı ile ifade edilen bu yeni konseptte; 
* Yerli, Milli ve Etkin Stratejilerin uygulanması, 
* Devletle Milletin kaynaştırılması, 
* Üretken politikaların benimsenmesi, 
* Uluslararası rekabet edilebilirliğin güçlenmesi, 
* Aynı gönül iklimindeki Medeniyet coğrafyamıza yelkenlerin açılması, 
* Bedel ödettirilen eski Türkiye algısının yıkılması, 
* Orta Asya’dan Batı Avrupa ya etkin, hakim ve muktedir bir Türkiye’nin oluşturulması,
* Yüzyıllardan beri devam ettirilen Müslüman toplumun sömürülmesine, aşağılanmasına, mezhep, meşrep ve etnik köken odağında bölünüp parçalanmasına sessiz kalınmaması ve
* Tarihimizin köklerini, Medeniyet unsurlarımızı, ideallerimizi ve mefkûremizi benimseyen nesillerin yetiştirilmesi hedeflenmiştir.
Bu hedeflerin adım adım gerçekleştirildiği bir ortamda bilim, teknoloji, ekonomi, sağlık, ulaşım, eğitim, ahlak ve sosyal alanlarda gözlenen başarılar eski Türkiye özlemi çekenlerce hoş karşılanmamış yeni planlar devreye sokulmaya başlanmıştır. Türkiye’nin önünü keserek öz güveni eksik, muhtaç, yönlendirilen, proje üretemeyen ve itibar edilmeyen eski Türkiye’ye dönüş için 15 Temmuz kalkışması gerçekleştirilmiştir. Bu kalkışma kendi geleceğini Milletin geleceğine feda edenler sayesinde önlenmiş ve Ülke savaşlardan sonra maruz kalacak büyük bir trajediden bu kahramanlar sayesinde kurtulmuştur. 
Bu olaydan sonra Yönetim sisteminde, siyasette ve dış politikada bazı değişimler yaşanmaya başlanmış, Vatan, Millet ve Ülke hassasiyeti taşıyan siyasi oluşumlar bir araya gelerek hem tabanda hem de liderler düzeyinde birliktelikler ve ittifaklar oluşturmuşlardır. Bu ittifakın getirmiş olduğu moral ve güçle ülke genelinde terör örgütlerine karşı ciddi mücadeleler verilmiş, Suriye’de oluşturulmak istenen PKK/PYD hattına razı olunmayarak El-Bab ve Afrin operasyonları başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş, Enerji yollarına göre yeni uydu devletçiklerinin oluşturulmasına ve coğrafyamızın yeniden dizaynına göz yumulmamış ve Orta doğuda inisiyatif kullanacağımız yeni eksenler oluşturulmuştur. 
Yaşadığımız bu önemli gelişmelerden sonra içeriden ve dışarıdan yapılacak tazyiklere karşı Milli ve Yerli bir duruşu güçlendirmek, atılan adımların meşruiyetini onaylamak, daha etkili stratejileri uygulamak, iktisadi gelişmeyi sürdürmek, iç ve dış politikada daha güçlü kararlar almak ve yeniden büyük Türkiye’yi ikame etmek için Milletin iradesine başvurmak en büyük kazanım olacaktır. Bu sebep ve beklentilerle hızlı bir şekilde alınan seçim kararını destekliyor ve 24 Haziranın yaşadığımız coğrafyaya barış, huzur ve istikrar getirmesini temenni ediyorum.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri