Dini Tebliğde Sınır Tanımamak

A
a
‘’Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak ‘’Bu helaldir, şu haramdır’’ demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.’’ (Nahl suresi 116.ayet)
Bu ayete göre, helal ve haramı belirlemede ne kadar dikkatli ve ölçülü olmak gerektiği anlaşılmaktadır.
Kitlelere hitap eden bir hoca efendi ‘’jiletle traş olmak haramdır’’ diyor. Bunu kendi yorumuna göre uygun görmeyebilir. Sakıncalı olduğunu söyleyebilir, fakat haram deme yetkisini nereden alıyor. Yoksa kendisini böyle bir makamda görerek yeni bir din mi vaaz ediyor? Bu tür temeli nâs’a (vahye) dayanmayan görüşve fetvalar, haddini aşmak ve sınır tanımamak değimlidir?
Bu anlayışlar DAEŞ gibi terör guruplarının anlayışlarına benziyor. Bunların fetvalarıyla birileri kalkar, önüne geleni İslam dışılıkla, kâfirlikle suçlar ve işi cinayete kadar götürürse, bu anlayışlara pirim verenler bundan mesul olmazlar mı? Bu hoca efendi ve benzerleri buna benzer,  İslam’ın temel nâsları ile çelişen bir hayli söylemleri mevcut. Örneğin:  Kıyametle ilgili söylediklerine bir bakacak olursak; neredeyse kıyametle ilgili, gelecekle ilgili bilmediği hiçbir şey yoktur. Mübarek her şeyi biliyor. Bu konuda uydurulmuş ne kadar malzeme varsa hepsini sayıp döküyor. Bakın Yüce Allah Kıyametle ilgili neler buyuruyor:
‘’Sana kıyameti soruyorlar; De ki onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini ondan başkası açıklayamaz. O,göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ama insanların çoğu bilmezler.’’ (Araf suresi 187.ayet)
Şu ayetleri de konu ile ilgili zikredelim.
‘’Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (Derler)
‘’Sen onu nereden bilip bildireceksin’’
‘’Onun nihai ilmi yalnız Rabbine aittir.’’
‘’Sen ancak ondan korkanı uyarırsın.’’ (Naziât suresi 42-45.ayetler)
Bu ayetlere rağmen, kıyametle ilgili, ona inanmaktan başka ne söylenebilir.
Yine bu hoca efendinin kabir hayatı ile ilgili söyledikleri, son zamanlarda icat ettiği kefenle kabir azabından korunulacağı ve bunu ticarete dönüştürmesi, Hz. Peygamberin bütün soyunu, geçmiş ve geleceğini Müslüman kabul etmesi vs… Bu anlayış bir asabiyet ve bir soydan gelmeyi kutsamak değil midir? Peygamber soyundan gelmek bir üstünlükse ve kurtuluş vesilesi ise hepimiz Âdem as ın soyundan değil miyiz? Bu insanın kurtuluşu için yeterli gerekçe olabilir mi? Amellerinin gerilettiği insanı, nesebi(soyu) kurtarabilir mi? Bu konuda Bakara suresi 124. Ayete bir göz atalım.
‘’Bir zamanlar Rabbi İbrahim’i bir takım kelimelerle sınamış,(İbrahim de) onları tam olarak yerine getirince; Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. (İbrahim) ‘’soyumdan da (önderler yap)yarabbi’’ dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz veremem) buyurdu.’’
İnsan zulüm işlerse, küfre saparsa Peygamber soyu da olsa onu kurtarmaya yetmez. Hz. Nuh’un oğlu, Hz.Lut’un karısı, Hz. Peygamberimiz as ın amcası birer örnek olarak Kur’an da zikrediliyor.
Yine bu hoca efendi şeyhini Peygamber efendimize benzetiyor. ‘’Rüyamda Hz. Peygamberi (sav)i gördüm. Aynen hoca efendi Hz. Lerine benziyor’’ diyor. Bir insanı birine benzetebilmek için, benzetileni daha önce görmüş olmak lazımdır. Bu ne yaman bir yalandır. Allah’tan korkmadan bu yalanı söyleyebiliyorlar. Bu insanların cüreti şu anlayışa dayanıyor. Bizim bağlılarımız bizi asla sorgulamazlar. Biz ne söylersek yutarlar. Öyleyse dilin kemiği yok, at atabildiğin kadar.’’ Lütfen ey akıl sahipleri! Biraz sorgulayalım.
Yine bir sohbetinde şunu anlatıyor. Hz. Peygambere vahiy getiren Cebrail’e (güya) Hz. Peygamber, Sen vahyi kimden alıyorsun?’’ diye soruyor. Allah’tan, perde arkasından aldığını söylemesi üzerine, Peygamber; perdeyi kaldırıp bakmasını söylüyor. Cebrail de bir dahaki vahiy alışında perdeyi kaldırıyor, birde ne görsün Hz. Muhammed (sav). Böyle saçma bir rivayeti kabul edip anlatmakla Hz. Peygamber, Allah yerine konmuş olmuyor mu? Bu tür İslama, Kur’an a uymayan ve şirk sayılabilecek saçmalıkları paralelciler yapınca yanlış oluyor da, falan hoca efendiler yapınca mubah mı oluyor?
Kur’an ve sahih sünnet penceresinden bakınca, bu efendinin ne kadar cüretkâr davrandığını, hiçbir ölçüsünün olmadığını görmekteyiz.
Lütfen! Diyanet bu hoca efendi ve bunun gibilerin, dinin temel kaynaklarına aykırı söylemlerini tespit ederek bu Müslüman halkı uyarması ve doğru bilgilendirmesi gerekmektedir. Başka da şikâyet merci yok gibi. Zaman-zaman diyanetin uyarıları oluyor. Son cuma hutbesinde ‘’çocuk yaşta kız çocuklarının evlendirilmesi’’ konusuna güzel bir açıklık getirerek, sözde İslam adına, küçük yaştaki kız çocuklarının evlendirilmesine cevaz veren düşüncelerin, İslama uymadığını vurgulaması çok yerinde bir yaklaşımdı.
Hz. Ayşe’nin çocuk denecek yaşta, yani 9 yaşında evlendiğini de hep örnek olarak gösterirler. Oysa bu bilgide sahih kaynaklara uymamaktadır. Hz. Ayşe evlendiğinde en az 16 veya 18 yaşında idi. Bunu ispat eden deliller var. Zira Hz. Ayşe,  Kamer suresinin Mekke de nazil olduğunu bildiğini ve ezberlediğini anlatıyor. Kamer suresi Peygamberliğin 5. Yılında nazil olduğu bütün tefsirlerde bahsedilir. Hz. Ayşe’ nin bu surenin inişini akletmesi ve ezberlemesi en az 5-6 yaşlarında olduğunu gösterir. Hz. Peygamberin Mekke dönemi 13 yıl olduğuna göre, hicrette Hz. Ayşe en az 15 yaşındadır. Hicretin ikinci yılında da Hz. Peygamberle evlendiğine göre 17 veya 18 yaşında olması gerekiyor. Nasıl çocuk yaşta evlendirildiği bilgisi ekser İslami kaynaklarda kabul görmüş, anlaşılması çok zor. Bu anlayışın ve kabulün Yahudilerden gelmiş olabileceği ihtimali var. Bütün kaynaklarda israiliyatın etkisi olduğu gibi, bu konudaki tarihi bilgide de onun etkisi var. Çünkü Yahudilerin ikinci kaynağı Talmutta kız çocuklarının buluğ çağı 3-11 yaş arasıdır. Ve bu çağda velileri onlar üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahiptir. Onları evlendirebilirler. Hiç kimse kız çocuklarının çocuk yaşta evlendirilmesi Yahudilerde vardır diye tartışmıyor.
İyi incelendiğinde Kur’ana uymayan birçok inanış ve uygulamanın ya Hıristiyanlıktan, ya Yahudilikten, ya şamanizmden veya uzak doğu Hint mistisizminden geldiğini ve zamanla İslama aitmiş gibi inanç ve uygulamaya dönüştüğünü görür. Haftaya inşallah bu konuya devam edelim. Selam ve dua ile…
 
1000
icon
İslam Mazharoğlu 16 Ocak 2018 22:23

Kıymetli hocam dini anlamada sahih yolu gayet güzel açıklayan yazılarınız devamını bekliyoruz...

0 0 Cevap Yaz
e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Kırşehir'in Güncel Haberleri