Çocuklarımız

A
a
“Bir yıl sonrasını düşünüyorsan, tohum ek. Ağaç dik, on yıl sonrasıysa tasarladığın. Ama düşünüyorsan yüz yıl ötesini; halkı eğit o zaman.” Kuan-Tzu
 
Değerli Okurlarım;
Çinli bir bilginin sözüyle başlamak istedim bu hafta. Konu Çocuklarımız. Birçoğunuzun dikkatini çekmiştir sanıyorum. Son günlerde çocuklarımız ile ilgili olumsuz haberler, yayınlar, telkinler, tavsiyeler çoğaldı. Niye diye irdelediğimizde gerçekten çok ciddi sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Çocuk istismarından tutun, çocuk cinayetlerine,  çocuk yaşta gelinlerden tutun, çocuk annelere, çocuk kaçırmalarından tutun, çocukların birbirlerine uyguladıkları şiddete, uyuşturucu bağımlısı çocuklardan tutun, psikopat çocuklara ne ararsanız var. Bu tür haberleri, tartışmaları, uzman görüşlerini dinlerken, okurken insan olanın içinin sızlamaması mümkün değil diye düşünüyorum. Niye mümkün değil?Konu çocuklar, bizim çocuklarımız, konu insan, bizim insanımız, konu gelecek, bizim geleceğimiz. Yukarıda belirttiğim gibi,  geleceği düşünüyorsak çocuklarımızı korumamız, kollamamız, en iyi şekilde eğitilmeleri için çaba göstermemiz gerekir.
Değerli okurlarım, sevgili Kırşehirliler;
Aşıkpaşa gazetemizi ve benim köşemi takip eden değerli okurlarım hatırlayacaklardır. Uzun yıllardır bu köşeden sizlere sesleniyor, ağırlıklı olarak Kültürel konuları gündeme taşıyor, bunun yanında da gerek ilimiz, gerek ülkemiz, gerek dünyadaki önemli olay ve konuları da zaman zaman köşeme alıyorum. Çocuklar ve çocuklarımızın eğitimi, çocuk oyunları, çocuklarımızı bekleyen tehlikeler gibi bir çok konuyu da köşeme taşıyarak siz değerli okurlarımla paylaştım. Geçmiş yıllardaki yazılarıma baktım, yaklaşık on yıldır çocuklarımızla ilgili bir çok konuyu gündeme taşımışım.
En büyük tehlike de sanal âlem. Çocuklarımızı sanal âlemde yetiştiriyoruz, sanal âlemde eğitiyoruz, okula, okuldan sınavlara hazırlık kurslarına gönderiyoruz, ne idüğü belirsiz, fast-food dedikleri hazır yiyeceklerle besliyor, sınavlara hazırlık testleri çözdürüyor, gerçek dünya ile tüm bağlarını kesiyor ondan sonrada çocuklar ve gençler arasında şiddet tırmanıyor, çocuklarımız elden gidiyor diye şikâyet edip, önlem almaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda konuyla ilgili bir yazımda demişim ki; “
Olmaz, olmaz, olmaz. Bin defa olmaz. Yapamazsınız, önüne geçemezsiniz. Neden mi? Nedeni çok basit.Ne zamanki bu sanal dünyadan çocuklarımız kurtulur,  Televizyonlar şiddet, korku, sahte kahramanlar, silah, bıçak, kan, intikam, kabadayı, çete reisi vb. vb. ile dolu dizileri, çizgi filmleri, oyunları yayınlamaktan vaz geçer, çocuk ve gençlerimizi eğitici, kendi kültürümüzü öğretici yayınlara başlarlar işte o zaman bu tür serzenişler biter.”
Ne yazık ki bugün bu tür uygulamalar azalmadığı gibi üzülerek söylüyorum artarak devam ediyor. Ana-baba olarak bizlerde çocuklarımızı sanal dünyadan uzak tutmak zorundayız. Eğer bizlerde onların peşinden gidersek tehlikenin boyutu daha da büyüyecektir, büyüyor. Bakın 2013 yılındaki bir yazımda bir olay aktarmışım;
“Geçenlerde yine bir haberde, yaşları 14–17 arasındaki 6 çocuk (eğer çocuk denilirse) belediye otobüsünde kavga ettikleri bir genci, indikten sonra takip ediyor, ıssız bir yerde yakalıyor ve yere yatırarak başına silah dayayıp tehdit ediyor. Emniyet güçleri tarafından yakalanıp ifadeleri alınıyor ve serbest kalıyorlar. Kapıda onları almak için gelen aileleri de var haberde. Orada bir annenin ifadesi çok çarpıcı. Diyor ki anne “ Onlar daha 16 yaşında çocuk. Neden bu kadar büyütüyorsunuz.  Biraz sonra bırakacaklar, bizde alıp gidicez.”Eyvaaaah. Suç işleyen bir çocuğun annesinin yaklaşımına bakarmısınız? Bu yaklaşım çocukları ıslah etmekten çok şuça teşvik değil midir?....” diye devam eden bir yazı,
21 Şubat 2018 Çarşamba günü akşamulusal televizyonumuzun birinde bir haber vardı. İlin ismini de yazmak istemiyorum. Haber özetle şöyle; Bir öğrenci yurdunda iki erkek öğrenci, bir başka öğrenciyi, sanırım yaşları da 14-15 civarındaymış, Falakaya yatırıyor. Ayağına vurduğu sopa kırılıp çocuğun yüzüne geliyor ve yaralanıyor. Diğer öğrencinin elinde de kalın bir kemer. İkiye katlanmış vaziyette bekliyor. Herhalde falakaya yatırılan yere düşmemiş olsa, kemerle bu devam edecekti. Bunu görüntülü olarak izledik ne yazık ki. Daha sonra da, tüm duyarlı anne-babalar gibi annenin feryadını içim acıyarak izledim.
Sonuç bu değerli okurlarım. Yani 2013 yılından, 2018 yılına bu tür olaylar artarak devem ediyor demekki.Şimdi siz buna ne dersiniz, adını ne koyarsınız bilmiyorum. Çocuklar bizim çocuklarımız, geleceğimizi emanet edeceğimiz, geleceğimizi şekillendirecek insanlar. Hata da yapabilirler, suç da işleyebilirler. Onları bir şekilde kazanmamız lazım, eğitmemiz, topluma yararlı bireyler haline getirmemiz lazım ama bu tür yaklaşımlarla değil tabi.
Çare nedir peki? Bugün bütün uzmanların da ısrarla söylediği gibi. Çare; çocuk ve geçlerimizi sanal alemden uzaklaştırıp,  Bilimi, ilimi, teknolojiyi en iyi şekilde değerlendirip, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere gösterdiği Muassır Medeniyet seviyesine yükselirken bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkmak.”
Çocuklarımız, gençlerimiz tabi ki gelişen teknolojiye ayak uydurmak, yenilikleri takip etmek durumundalar. Şu gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz, Bilgisayarlar, tabletler, cep telefonları çocukların-gençlerin hayatlarının bir parçası ve bundan vaz geçilmesi mümkün değil. Bunları, internet erişimini yasaklamak da çare değil. Buraya kadar hepsi tamam. Benim anlatmaya çalıştığım çocuklarımıza-gençlerimize bunları olumlu kullanmanın yollarını, yararları ve zararlarını çok iyi anlatmalı, sosyal medya kullanımını belirli bir proğramdahilinde yerine getirebilmeliyiz.
Sizce getirebilirmiyiz? Bence zor. Konuya devam edicem.
Galın sağlıcakla.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri