Böle Kelimesinden

A
a
          Kelimelerin her biri yaşayan birer hazinedir. Her kelimenin tarihi süreçte kazandığı ve taşıdığı eşsiz  anlamı ve değeri vardır.  Aslında her kelime derununda  tarihin ve uygarlığın bir parçasını, bir nüvesi de bulundurur. Bu nedenle bize ait olan her kelimeyi, tarihin tozlu raflarından bulup yeniden toplumda hayat bulmasına aracılık etmemiz gerekir. 
            Okul ders kitaplarında neden yüzyıllardır kullandığımız kelimeler yerel veya argo olarak adlandırılıp, unutturulmaya çalışıyor bu durumu anlamak mümkün değil. Örnek vermek gerekirse Fransızca'dan dilimize giren 'kuzen' kelimesi bize ait değil ama öyle ki sanki bize aitmiş gibi ders kitaplarında roman ve hikâyelerde TV’lerde kullanılıyor. Peki, eskiden bunun yerine ne kullanıyorduk?  El-cevap 'böle' kelimesi. Böle kelimesi yüklendiği anlam itibariyle bir bütünün iki yarısı; bir candan iki cana bölünmeyi ifade eder. Birbirinin candan öte seven dayı, hala ve amca çocuklarını ifade eder. Şimdilerde yetişen yeni nesiller bu kelimeyi duyunca hoppala bu da nereden çıktı diye hezeyanda  bulunuyorlar.  Haklılar da neden mi dili yöneten artık medya, okul, ders kitapları ve benzerleri. İşte dili kullanan baş aktörler kelimeleri kullanmayınca kelimelerde unutuluyor/unutulmaya yüztutuyur.
      Biz kökü binlerce yıla dayanan bir kadim milletiz,  bize ait değerleri çok ucuza feda edemeyiz. 
     Peki, ne yapalım binlerce veya yüzyıllarca kullandığımız kelime, kavram ve deyimleri, şimdiki ve gelecekteki  nesillere bir şekilde aktarmazsak, geçmişe ait kitapları, belgeleri  okuyamayız ve bize ait kültürel değerleri anlayıp, çözümleyemeyiz. Ayrıca edebiyatımıza  da ecnebi oluruz yani  yabancılaşırız. 
       Bunun için edebiyatçılara, yazarçizere ve medyanın her türlüsünü kullanana, kısacası akl-ı selim sahibi herkese görev büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 
     Bu konuda unutulmaya yüz tutmuş geçmişte kullanılmış, hala da köylerde  kullanılan/kullanılmaya  devam edilen birkaç örnek vererek  katkıda bulunmak istiyorum: 
 
Avar :  Sebzelerin ekildiği yer
Batbat: ördek
Cunguldak: bir çeşit tahterevall
Çağ:  oda içinde mini banyo
Cozutmak: dağıtmak. 
Cızbüzzük: her şeyden incinen alınan. 
Devrambel; ayçiçeği
Alengirli: tutarsız, bozuk
Bıtrak: diken
Cıllamak: oyun bozmak
Cıngıl: üzüm salkımının bir parçası
Çingil: küçük bakır kova
Fıskı: hayvan pisliği
Gatır: topac
Gunnamak: hayvanın doğurması
Helke: kova
Küssük: sürgü, peynir basılan kalın değnek
Öteğen: önceki gün
Sındı: makas
Gına  gelmek : Usanmak
Çılk: bozuk
Dinelemek: ayakta durmak
Gıgak:  Koyun, keçi pisliği
Bunlar  sadece bir kaç örnek. Bu kelimelerin yörelere göre kullanımı oldukça fazla bu durum da Türkçemiz zenginliğini gösteriyor.
 Dil  tıpkı  yaşayan bir organizma gibidir, kullandıkça büyür neşv-ü nemâ bulur. Sabırla sebatla kullanarak atalarımızdan kalan bu eşsiz mirası yeni kuşaklara aktarmak gerekiyor.
          Bize düşen görev hayatın her alanında kınayanın kınamasından korkmadan binlerce yıldır kültürümüzü, gelenek ve görenekleri içinde taşıyan kelime hazinelerini ısrarla kullanmak ve yaşatmaktır.
Selam ve dua ile...
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri