Biri Beni Mutlu Etsin Mantığı…

A
a

Sanırım biz, “Biri beni mutlu etsin” mantığından hareketle, hayatına birisini çekmeye çalışan, bencil kimselerin yaşadığı bir çağda bulunuyoruz. Çünkü görüyoruz ki vermekten ziyade almak, ilgi göstermekten ziyade de, ilgi görmek, hâsılı, Batı dünyasının dayattığı, onun biçimlendirdiği, amaçları “sevmekten ziyade sevilmek” olan kimselerin, hastalıklı sevgisiyle karşılaşıyoruz her yanda. Böylece insanların kendisini ve başkalarını nesneye dönüştürdüğü, kişiliğin, adına “hayat şartları” dediğimiz bir rant(getirim) pazarında, ticari mal gibi alınıp satıldığı bir çağda olduğumuzu inkâr edemeyiz.

Oysaki hakiki sevgi, iki insanın birbirine varlıklarının özünden bağlanması, dolayısıyla, insanın kendisini, varlığının özünden tanımasıyla başlayabilir ancak.

Bunu biraz açabilmek için ilkin sevginin özüne, onu geliştirip büyüten etkenlere bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Acaba hakiki sevgi ve yakınlık ne anlama gelmektedir?

Yakınlık iki insanın arasında her türden kişisel değerin tam ve koşulsuz kabul edilmesidir. Bu da iki insan arasında, bağlılığı başlatacak bir işbirliğinin var olmasını koşutlar. Yalnız burada iki kişilik bencilliğin ortak çıkarlarını birleştirmiş bir işbirliğinden bahsetmiyorum. Çünkü ne yazık ki genelde toplum olarak biz buna, yani iki kişilik bencilliğin ortak çıkarlarını birleştirmiş olan işbirliğine, aşk adını veriyoruz.

Oysaki eğer insan birini sevdiğini söylüyorsa, onun varlığında diğer tüm insanları da sevmelidir. Burada yetişkin oldukları halde, üç yaşında bir çocuk gibi anneye ya da babaya bağımlı kalan insanların, hastalıklı sevgilerine biraz girmek zorundayım: Bir anne düşünün ki, bir çocuğu var ve elinde kalan son parasıyla bu çocuğa bir simit alıyor… Fakat diğer yanda kendisine bakan, karnı aç bir çocuğu gözü bile görmüyor. Burada annenin bencil, hastalıklı bir sevgiyle çocuğuna bağlandığını söyleyebiliriz. İlerde, yüksek ihtimalle bu çocuk da tıpkı annesi gibi, yalnızca kan bağıyla bağlı olduğu kimselere sevgi verecek, ya da verdiğini sanacaktır. Çünkü böyle hastalıklı sevgilerde kişi başkalarını olduğu gibi, aslında kan bağıyla bağlı olduklarını da, hatta kendisini de hiç sevmez.

İşin doğrusuna gelecek olursak, kişi uğrunda emek harcadığı şeyleri sever, sevdiği şeyler uğrunda da emek harcar. Onlara karşı bir sorumluluk geliştirir ve bu da, diğer kişinin ihtiyaçlarına yanıt vermek demektir. Hâsılı, kendi kendisi için duyduğu sorumluluk kadar, diğer insanlar için de bir sorumluluk duyar. Yanı sıra bu sevginin içinde saygı da vardır ve bu saygı, korkmak ve çekinmek anlamında değildir. Daha ziyade diğer kişinin olduğu gibi büyüyüp gelişmesini istemektir. Birini hükmümüz altına almadan, o insanın bütünlüğüne olan saygıya, onu olduğu gibi kabul etmenize dayanır. Netice olarak, sağlıklı sevginin birinci aşaması vermek, ikincisi ilgi, sorumluluk, saygı ve o kişi hakkında bilgidir… Böylelikle de “Biri beni mutlu etsin” mantığından hareketle, hayatınıza giren kimseleri tanımak kolaydır. Evet, o kimse size karşı ilgilidir ama eğer bu ilgiyi bilgi doğurmamışsa, boştur. Hepimiz bizi tanımadan gelen bir ilginin boş olduğunu biliriz değil mi?

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri