Avrupa'dan Anadolu'ya Gönül Köprüsü // Gönül Ülkemdeki Emsalsiz Şehir

A
a
Birkaç kez gittiğim GÖNÜL ÜLKEMDEKİ EMSALSİZ ŞEHİR Nevşehir’e 2. Kez davetli olarak yine çağrılmış olmanın verdiği heyecanla…
Gizemli şehrin gözlerimde asılı duran görüntüsü yüreğime efsûni bir sesle yine emsalsiz şehrin özlemini fısıldamaktaydı…
İçinde sakladığı zengin tarih ve kültür birikiminin tutulduğu, topraktaki küp gibi toprağın altından başını hafifçe uzatmış kapağının açılmasını bekliyordu…Üzerindeki kapağı gösterebilmişti belki ancak o küpün tabanından bambaşka dünyalara açılan gizli geçitleri henüz keşfedilmiş değildi halen…
İçime sığmayan bir hissin rüzgârına bırakıp kendimi, sabah ezanı yola revan olduk…Güneş Ankara otogarında doğdu yetişememiştim beni büyülü şehre götürecek ilk otobüse…İkinci otobüs saatine kısa süreli bir bekleyiş ve ardından otobüsün hareket etmesiyle seyre koyuldum, güneşin ışıklarını emen yeryüzünün uykudan uyanan mahmur halini…Yolda zamanın nasıl geçtiğini yolun nasıl bittiğini anlayamadım resim resim gözümden kayan manzara eşliğinde…
Nevşehir beyaz tülbentli bir ana gibi karla karşıladı gülümseyen güneşiyle…Kalacağımız oteli bulup valizimi bıraktıktan sonra Nevşehir Üniversitesi’ne doğru beyaz karların toprağı yorgan misali saran görüntüsüne tanıklık ederek üşüyen toprağa üşüme şiirle ısınacaksın demeye gelmiştik adeta…
Bu şehir hasret tütüyor sıla kokuyordu peribacalarından…Şehitliği gezerken anaların hasreti vardı yüreğimde…Aynalı beşikte beledikleri bebekler asker sonra da şehit olmuşlardı bu vatan için…
Hüznümüz sevincimizi boğmaktaydı ancak o bebeklerin yerine binlercesi doğmaktaydı…
Geldik Kırşehir'e...Yıllarca bu ülkenin kültür mirası olan A’dan Z’ye ne varsa el değmiş emek verilmiş halıdan kilime, yabadan tırmığa, incikten boncuğa; çeyiz sandığı gibi saklayıp evini müze yapan İbrahim Özdemir Amcamızın görülmeye değer kültür hazinesi hepimizi büyülemişti…
Bir oda dolusu kitap, onca birikim onca emek de ona keza… Aşktı okumak, anlamaktı, aramaktı, bulmaktı, olmaktı…
Ne güzeldi yüreğinde aşk tutmak, yüreğinde aşk olmayanların beklemeye de bunca hatırayı bekletmeye de tahammülleri olmazdı elbet…
Gezimizin bir başka durağı da Hacıbektaş İlçesi’ydi…
Hacıbektaş-ı Veli’nin ebedi istirahatgâhını bir kez daha ziyaret etmenin o havayı teneffüs etmenin ve;
“Her ne ararsan kendinde ara” diyen bu muhterem düşünürün, yürek insanının huzurunda kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi yâd ederken, varlığımızı bir kez daha sorgulamaya, bulmaya gelmiştik…
Sükûnet taşıyan büyülü şehrin beyaz taşlarında anlaşılmayı bekleyen sabırlı bir sima vardı…Çöz beni diyordu beni çözdüğünde özgür olacak gelecek!…Beni çözdüğünde bulacaksın çıkışı beni çözdüğünde beni anladığında bulmuş olacaksın kendini diyordu…Güzel atlar ülkesinin peri kızları…
Elleri toprakla kınalanmış peri kızlarının ülkesinde Ürgüp’te Güneşin şehrinde bir anneye rastladık… Yüz yetmiş yıllık bir kapıdan gizemli bir dünyaya adım attık ki yüzyılların efsanevi gizemini bulmak havasını solumak bambaşka bir duyguydu…Bu şehir gizemiyle başını döndürüyordu insanın… Kaçıncı yüzyıla gelmiştik bir anda… O bize açılan kapının eşiğinden adım attığımızda bir zaman makinasına girmiş gibi zaman tünelinden geçiyorduk adeta… Sibel Gül Hanım, simasında güller açan bir edayla karşıladı bizi… Nerelerdeydiniz bunca zamandır der gibi heyecanla sanki yüzyıllardır bizi beklemişti oracıkta… İnanılır gibi değildi eşikten adımımı atmazdan önce böyle baş döndüren bizi bizden alan manzarayla karşılaşacağımızı tahayyül bile edemezdik… Çocukken başlayan ve babasının toprak kazarken topraktan çıkarıp küreğin ucuyla uzattığı, bebeklerine elbise dikersin diyerek uzattığı kaftan parçasının bu günlere taşınan sayfalara sığmayacak hikâyesiydi gördüklerimiz…
Tarihi tanıklarıyla birlikte depolamıştı mahzeninde taştan oyma dolaplarda, tahta dolaplar her yer tepeden tırnağa yüzyıllar öncesini yansıtıyordu… Nefeslerimiz tutuldu sahi çok mu gecikmiştik çok mu bekletmiştik yüzyıllardır onları?… Yeni kuşaklar görmeliydi, görmeliydi onların bizleri ne kadar çok beklediğini bilmeliydi öğrenmeliydi tüm bebek figürlerinin aslında tarihin her anına nasıl tanıklık ettiğini, kimin kimler olduğunu öğrenmeliydi yeni nesil…Sözcüklerin bize anlatamadığını gözlerimizden süzüp yüreğimize konduran bir ifade biçimiydi…
Baktığımız, gördüğümüz her bir objede aşk vardı, sabır vardı ve inanç vardı… Aşkın ve inancın olmadığı yerde güzellikleri barındırmak mümkün değildi elbet…
Ve veve …Geçirdiği bir kaza sonucu yirmibeş yıldır yürüyemeyen Feridun Türkmen Abimizin bizleri karşısında görünce gönlünden diline dökülen dualardan nasiplenmek etkinliğin en mânidar zaman dilimiydi…Kaderine küsüp dünyadan elini ayağını çekmemiş kendisiyle ve çevresiyle barışık insan Feridun Bey yaşadığı beldeyi tarihçesiyle tanıtan gelecek nesillere rehber niteliğinde “Tarihte Kozaklı ve Kalecik” adıyla bir kitap yazmıştı…En büyük destekçisi de vefakâr ve fedakâr eşiyle oğluydu…
Hani hepimizin sayısız izlediği bir filimde şöyle diyordu:
Sahi neydi sevgi?
SEVGİ İYİLİKTİ
SEVGİ DOSTLUKTU
SEVGİ EMEKTİ!..
Bu etkinliğin en özel bölümlerinden bir tanesi de Ürgüplü Hasan Gül kardeşimizin ailesinin bizlere evlerinin kapılarını açarak gönüllerini sererek hazırlamış oldukları sofraydı ki hani bir sözü vardır Fakir Baykurt’un :”gönlün sığdığı yere köy sığar” sözünü ziyadesiyle yaşattılar…
Anadolu halen yaşıyordu yaşatıyordu öz kimliğini…Evinin kapılarına da gönül kapılarına da kilit vurmamıştı…Şehirlerin kalabalıklarda yalnızlığına inat halen bir avuç insanın biz olabilme çabası öyle sıcak öyle içten öyle görülesiydi ve yaşanasıydı ki!...
Bu serüven İç Anadolu’dan Nevşehir,Kırşehir,Ürgüp, Kozaklı’nın serüveni değildi yalnızca…
Bu serüven Anadolu'nun birlik olma serüveniydi…Toprakta su suyla hamur olma ve pişme serüveniydi…Didişme değil gelişme ve bir ışık misali aydınlatma, aydın olma serüveniydi…
Güzel Atlar Ülkesinden geçerken zümrüdü anka olup yeniden biz olmanın serüveniydi…
ŞEN OLASIN ÜRGÜP,ŞEN OLASIN ANADOLU ŞEN OLASIN VE SEN KALASIN EY İNSANLIK!..
Tüm emeği geçenlere sonsuz şükran ve saygıyla...Burada bir hususu ayrıca belirtmek istiyorum ki; resmi kurumların, Nevşehir Valiliğinin, Kırşehir Belediyesinin, Ürgüp  Belediyesinin, Kozaklı Belediye Başkanımızın ve Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesinin katkı ve destekleri bizleri ziyadesiyle onore etti...Hepsine ayrı ayrı müteşekkiriz...
Kültüre destek olunmadan kültürün yaşatılması mümkün değildir...
Tüm emeği geçenlere bir kez daha TEŞEKKÜRLER...
DENİZ GARİPCAN/ GAZİANTEP
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

e-gazete E-GAZETE
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Kırşehir'in Güncel Haberleri